Why was the Japan Defense Agency upgraded to the Japanese Ministry of Defense?
- Neden Japonya Savunma Ajansı Japon Savunma Bakanlığı'na yükseltildi?
Tom got a free upgrade to business class.
- Tom business class için ücretsiz bir yükseltme aldı.
Tom thinks raising the minimum wage would be a bad idea.
- Tom asgari ücreti yükseltmenin kötü bir fikir olacağını düşünüyor.
We suggest raising the fees.
- Ücretleri yükseltmeyi öneriyoruz.
They started a drive to raise a charity fund.
- Yardım fonunu yükseltmek için bir araba gezintisine başladılar.
And you are going to raise it in three days?
- Ve üç gün içinde onu yükseltecek misiniz?
Buddha, impressed by the rabbit's efforts, raised him unto the moon and set him in that form forever more.
- Tavşanın çabalarından etkilenen Buddha onu aya kadar yükseltti ve onu sonsuza kadar bu şekilde bıraktı.
Tom raised his voice.
- Tom sesini yükseltti.
His job is to promote sales.
- Onun işi satışları yükseltmektir.
Today, the temperature rose as high as 30 degrees Celsius.
- Bugün ısı 30 santigrat dereceye kadar yükseldi.
All sorts of rumors rose about her past.
- Onun geçmişi hakkında her türlü söylenti yükseldi.
The balloon went up in the sky.
- Balon gökyüzüne doğru yükseliyor.
A cheer went up from the audience.
- Seyircilerden bir tezahürat yükseldi.
Prices are still on the rise.
- Fiyatlar hâlâ yükseliştedir.
Prices continued to rise.
- Fiyatlar yükselmeye devam etti.
The tree was so tall that it towered over the garden wall.
- Ağaç o kadar yüksekti ki bahçe duvarının üzerinde yükseldi.
My grades at school have gone up.
- Okulda notlarım yükseldi.
The average temperature has gone up.
- Ortalama sıcaklık yükseldi.
The level of water in the river has risen.
- Nehrin su seviyesi yükseldi.
The cost of living has risen.
- Yaşamanın maliyeti yükseldi.
The rising sun seen from the top was beautiful.
- Tepeden görülen yükselen güneş güzeldi.
In September, 1929, stock prices stopped rising.
- Eylül 1929 da, hisse senedi fiyatları yükselişini durdurdu.
The tower rose up against the blue sky.
- Kule mavi gökyüzüne doğru yükseldi.
The tree was so tall that it towered over the garden wall.
- Ağaç o kadar yüksekti ki bahçe duvarının üzerinde yükseldi.
As global warming increases, sea levels get higher and higher.
- Küresel ısınma artarken deniz seviyesi gittikçe yükseliyor.
There's no guarantee that the stock will go up.
- Hisse senedinin yükseleceğinin bir garantisi yok.
It is certain that the price of gold will go up.
- Altın fiyatının yükseleceği kesin.