Yanımda çok fazla nakit taşımam.
- I don't carry much cash with me.
Yanımda neredeyse hiç param yok.
- I have hardly any money with me.
Bunun üzerine Tom'a yardım edemeyiz.
- We can't help Tom with that.
Eğer Allah bizimleyse, sonra kim bize karşı çıkabilir?
- If God is with us, then who can be against us?
Bize ve başka herkese bu günü hatırlatmak için, bizimle birlikte herkese bir ağaç dikmesini rica ediyorum.
- In order to make us and everyone else remember this day, I ask everyone to plant a tree with us.
Endişelenme. Ben seninle kalacağım.
- Don't worry. I'll stay with you.
Seninle yaşamaktan hoşlanıyorum.
- I like living with you.
Onunla sinemaya gitmeye çekindim.
- I hesitated to go to the movie with him.
Onunla beraber olduğun sürece mutlu olamazsın.
- As long as you are with him, you can't be happy.
Dorenda gerçekten iyi bir kızdır, o kurabiyelerini benimle paylaşıyor.
- Dorenda really is a nice girl. She shares her cookies with me.
Kulübün bütün üyeleri benimle anlaştılar.
- All the members of the club agreed with me.
Herkes sizinle aynı fikirde.
- Everybody agrees with you.
Ben, bir dereceye kadar sizinle aynı fikirdeyim.
- I agree with you to a degree.
Tom bununla birlikte uzaklaşmayacaktır.
- Tom won't get away with this.
Bununla ilgili bir sorun görmüyorum.
- I don't see a problem with this.
Jack is sick today and doesn't really seem with it.
... She's also a social networking guru, and you can follow her ...
... >>Kevin Allocca: It's just me and her; right? >>Salar Kamangar: Thanks very much, and enjoy ...