Onun işi yabancı alıcılarla görüşmek.
- His job is to negotiate with foreign buyers.
Tom görüşmek istemiyor.
- Tom doesn't want to negotiate.
İki taraf günlerce müzakere ettiler.
- The two sides negotiated for days.
Komutan müzakere etmeyi reddetti.
- The commander refused to negotiate.