Belirsizlik bizi öldürüyor.
- The suspense is killing us.
Oyun belirsizlikle doluydu.
- The game was full of suspense.
Erteleme beni öldürüyor.
- The suspense is killing me.
Kesin olan tek şey, belirsizliktir.
- The only thing that's certain is uncertainty.
Hava hakkındaki belirsizlik İngilizlerin karakterlerinde belirli bir etkiye sahiptir.
- The uncertainty about the weather has had a definite effect upon the Englishman's character.
The television movie was so suspenseful that I leaped in the air and and screamed when the doorbell rang.