The production has visual appeal for the audience.
- Yapımın seyirciler için görsel bir çekiciliği var.
Tom and Mary bought a handmade rug.
- Tom ve Mary el yapımı bir halı aldı.
This handmade Italian-made titanium bicycle is terribly light.
- Bu el yapımı İtalyan malı titanyum bisiklet son derece hafiftir.
The production has visual appeal for the audience.
- Yapımın seyirciler için görsel bir çekiciliği var.
According to the makers of the Oxford English Dictionary, there are over 800,000 words in the English language.
- Oxford İngilizce Sözlük'ün yapımcılarına göre İngilizce dilinde 800.000 'den fazla sözcük vardır.
Tom is a model maker.
- Tom bir maket yapımcısıdır.
The building is under construction.
- Bina yapım aşamasındadır.
A new school building is under construction.
- Yeni bir okul binası yapım aşamasında.
My mother gave me a pair of gloves of her own making.
- Annem bana kendi yapımı bir çift eldiven verdi.
That old man had been making homemade whiskey for fifty years.
- O yaşlı adam elli yıldır ev yapımı viski imal etmekteydi.
The house is now under construction.
- Ev şimdi yapım aşamasında.
A new road is under construction.
- Yeni bir yol yapım aşamasındadır.
I think Tom's homemade cookies are better than the ones Mary makes.
- Sanırım Tom'un ev yapımı kurabiyeleri Mary'nin yaptıklarından daha iyi.
When's the last time you ate homemade cookies?
- En son ne zaman ev yapımı kurabiye yedin?