İyiyi kötüden ayırmak kolaydır.
- It's easy to distinguish good from evil.
İşi oyundan ayırmaktan hoşlanıyorsunuz.
- You like to distinguish work from play.
Bazen gerçek ve hayali ayırt etmek zordur.
- Sometimes reality and fantasy are hard to distinguish.
Gerçek ve hayali ayırt etmek zordur.
- Reality and fantasy are hard to distinguish.
Birinin karatavuğu kargalardan ya da hatta küçük kargalardan ayırt etmesi için bir kuş bilimci olması gerekmiyor.
- One does not need to be an ornithologist to be able to distinguish blackbirds from crows or even jackdaws.
Bazen gerçek ve hayali ayırt etmek zordur.
- Sometimes reality and fantasy are hard to distinguish.
Bir sakalla mükemmel görüneceğini düşünüyorum.
- I think you'd look distinguished with a beard.
Can you distinguish her from her sister?
- Kannst du sie und ihre Schwester unterscheiden?
He can't distinguish between left and right.
- Er kann nicht zwischen links und rechts unterscheiden.