Onun problemleri karşısında bizimkiler bir hiçtir.
- Verglichen mit seinen Problemen, sind unsere nichts.
O bizim beyzbol sahamızdır.
- That is our baseball field.
Tazelik bizim önceliğimizdir.
- Freshness is our top priority.
Onların arabası bizimkini solladı.
- Their car overtook ours.
Onların yaşam biçimi bizimkinden farklı.
- Their lifestyle is different from ours.
Başkalarının hataları işaret edildiğinde bu hoşumuza gider, fakat bizimkiler işaret edildiğinde değil.
- We like it when others' mistakes are pointed out, but not when ours are.
Onların elmaları bizimkiler kadar iyi değil.
- Their apples aren't as good as ours.
Bizim bu evimiz sadece yeniden dekore edildi ve altı aylığına burada yaşamadık.
- This house of ours has just been redecorated, and we haven't lived here for sixth months.
Bay Tanaka bizim arkadaşımızdır.
- Mr Tanaka is a friend of ours.
Nowadays we want our children to make their own decisions, but we expect those decisions to please us.
- Heutzutage wollen wir, dass unsere Kinder ihre eigenen Entscheidungen treffen, aber wir erwarten, dass uns diese Entscheidungen passen.
Our opinion is an idea which we have; our conviction an idea which has us.
- Unsere Meinung ist eine Idee, die wir haben; unsere Überzeugung eine Idee, die uns hat.