İçeri girmek için ne kadar para ödemek zorundayız?
- How much do we have to pay to get in?
İçeri girmek için nereden bir bilet alabilirsin?
- Where can you buy a ticket to get in?
Tom başını belaya sokmak istemedi.
- Tom didn't want to get into trouble.
Başımı belaya sokmak istemiyorum.
- I don't want to get into trouble.
Varır varmaz seninle temas kuracağım.
- I'll get in touch with you as soon as I arrive.
İçeri gir ve kapılarını kilitle! Pencerelerini kapat! Sisin içinde bir şey var!
- Get inside and lock your doors! Close your windows! There is something in the fog!
İçeriye girmek için başka bir yol bulmak zorundayız.
- We've got to find another way to get in.
Ziyaretçiler müzeye girmek için uzun bir kuyrukta beklediler.
- The visitors waited in a long line to get into the museum.
Gelecekte gazetecilik işine girmek istiyorum.
- I'd like to get into journalism in the future.
All of our students who applied to university got in.