Bir hırsızın yöntemini sadece bir hırsız bilir.
- Only a thief knows the ways of a thief.
Bunu yapmamız gereken yöntemin bu olmadığını biliyorsun.
- You know this isn't the way we should be doing this.
O, bu proje için en iyisidir.
- He is the best for this project.
Bizim restoran en iyisidir.
- Our restaurant is the best.
Tom, hayatının geri kalanını Mary ile geçirmek istedi.
- Tom wanted to spend the rest of his life with Mary.
Dosyaların geri kalanı nerede?
- Where are the rest of the files?
Aynı hatayı tekrar yapma.
- Don't make the same mistake again.
Eyfel Kulesi, Louvre Müzesi ile aynı şehirdedir.
- The Eiffel Tower is in the same city as the Louvre Museum.
Tom tam olarak Mary gibi aynı şekilde hissediyor.
- Tom feels exactly the same way as Mary does.
Bir sürü insan Tom'un hissettiği aynı şekilde hissediyor.
- A lot of people feel the same way Tom does.
Tom şeytanın avukatını oynamada çok iyi değildir.
- Tom isn't very good at playing the devil's advocate.
Şeytanın var olmadığını düşünüyorum, bence insanlık onu yarattı,kendi hayalinde ve tasvirinde
- I think the devil doesn't exist, but man has created him, he has created him in his own image and likeness.
Joan ve Jane kız kardeş. Birincisi bir piyanisttir.
- Joan and Jane are sisters. The former is a pianist.
Fransızlar ve İngilizler içki içmeyi severler ama birincisi kırmızı şarap için içeriye girerken ikincisi birayı tercih eder.
- The French and the English like drinking, but the latter prefer beer whereas the former go in for red wine.
Şimdiki zaman gibi zaman yok.
- There's no time like the present.
İnsanlar hatalı olarak, geçmişin şimdikinden daha iyi olduğunu düşünürler.
- People mistakenly think that the past was better than the present.
Artanını ona bıraktım ve dışarı çıktım.
- I left the rest to him and went out.
Tom yarım şeftali yedi ve artanını bana uzattı.
- Tom ate half the peach and handed me the rest.
Tom günün geri kalan kısmında dışarıda olacak.
- Tom will be out for the rest of the day.
Günün geri kalan kısmında uyudum.
- I slept the rest of the day.
Taro, annesinin sağ tarafında.
- Taro is on the right side of his mother.
Amerika'da arabalar yolun sağ tarafını kullanırlar.
- In America cars drive on the right side of the road.
Amerika'da arabalar yolun sağ tarafını kullanırlar.
- In America cars drive on the right side of the road.
Yolun sağ çatalına gittim.
- I took the right fork of the road.
Tom bütün gece tamamen uyanık kaldı.
- Tom remained wide awake the whole night.
O, dokuz yardın tamamını satın aldı.
- He bought the whole nine yards.
Sürücülerin uyması gereken kurallar şunlardır.
- The rules drivers should obey are the following.
Bu geçen gün kaybettiğim kalemin aynısı.
- This is the same pencil that I lost the other day.
O, geçen gün yeni bir ev satın aldı.
- She bought a new house the other day.
Geçenlerde Jane ile karşılaştım.
- I met Jane the other day.
Tom sadece geçenlerde bir konsere gitti.
- Tom went to a concert just the other day.
Tom Mary'ye mutlak gerçeği söyledi.
- Tom told Mary the absolute truth.
Diktatör yardımcılarının hepsinin mutlak sadakatine sahipti.
- The dictator had the absolute loyalty of all his assistants.
Tom kargaları korkutup kaçırıyor.
- Tom is scaring the crows away.
Kargalar yuvalarını yapıyorlar.
- The crows make their nest.
Onun meşgul olduğu gerçeğine rağmen, o beni görmeye geldi.
- In spite of the fact that she was busy, she came to see me.
Tom çok parası olması gerçeğine rağmen iyi bir adam.
- Tom is a nice guy in spite of the fact that he has a lot of money.
Tom'un konuşabileceği iki dil sadece Fransızca ve İngilizcedir.
- The only two languages Tom can speak are French and English.
Yulaf ezmesini sadece bol şekerli yiyebilirim.
- The only way I can eat oatmeal is with a lot of sugar.
Sipariş çok geç geldi.
- The order came too late.
Siparişi iptal ettim.
- I canceled the order.
Bazı insanlar Shakespeare'e atfedilen eserlerin başka biri tarafından yazılmış olduğunu düşünür.
- Some people think that the works attributed to Shakespeare were written by somebody else.
Van Gogh'un eserlerini taklit etti.
- He imitated the works of Van Gogh.
İtalya,Romanya,Portekiz,ve Yunanistan Müttefiklere katıldı.
- Italy, Romania, Portugal, and Greece joined the Allies.
Müttefikler denizde kazanıyorlardı.
- The Allies were winning at sea.
Bana doğru saati söyle, lütfen.
- Tell me the right time, please.
Lütfen doğru cevabı daire içine alın.
- Please circle the right answer.
Aşağıdaki soruları İngilizce olarak yanıtlayın.
- Answer the following questions in English.
Önceki hayatınızda kim olabileceğinizi öğrenmek için aşağıdaki formu doldurunuz.
- Complete the following form to know who you could have been in a previous life.
Tom ve Mary, ertesi hafta yine orada buluşmak için karar verdi.
- Tom and Mary decided to meet there again the following week.
Tom pazartesi günü geldi ve ertesi gün eve geri gitti.
- Tom came on Monday and went back home the following day.
Sevgi paranın üstündedir. Sonraki önceki kadar çok mutluluk veremez.
- Love is above money. The latter can't give as much happiness as the former.
Daha önceki İtalyan para birimi liradır.ve onun sembolü £ dır.O Türk lirasıyla ilgili değildir.
- The former Italian currency was the lira and its symbol was ₤. It's not related to the Turkish lira.
Öteki takım bizi hafife aldı.
- The other team took us lightly.
Mary öteki kızlar gibi değildir.
- Mary is not like the other girls.
Tom öbür odada uyudu.
- Tom slept in the other room.
Meryem öbür kızlar gibi değil.
- Mary is not like the other girls.
Geri kalanları alabilirsin.
- You can have the rest.
Tom, hayatının geri kalanını Mary ile geçirmek istedi.
- Tom wanted to spend the rest of his life with Mary.
O, tam çalma anında tespit edildi.
- He was detected in the very act of stealing.
Bu tam aradığım video.
- This is the very video I have been looking for.
Tom, Mary'yi bunu yapma şeklinden dolayı eleştirdi.
- Tom criticized Mary for the way she was doing that.
Ben senin rol yapma şeklini beğenmiyorum.
- I don't like the way you're acting.
Tom bütün gününü yatakta okuyarak geçirdi.
- Tom spent the whole day reading in bed.
Bütün pastayı yiyecek mi?
- Will he eat the whole cake?
That is the hospital to go to for heart surgery.
The cat is a solitary creature. (= “All cats are solitary creatures.”).
Feed the hungry, clothe the naked, comfort the afflicted, and afflict the comfortable.
I'm much the wiser for having had a difficult time like that.
That apple pie was the best.
It looks weaker and weaker, the more I think about it.
A stone hit him on the head. (= “A stone hit him on his head.”).
Why the devil have you got my pizza?.
Here is the one I want to buy.
I was in San Francisco just the other day.
You are teh haxor!.
Ye Olde Medicine Shoppe.
J to the L-O.
Ten to the zero (1).
He ate all of the apple.
- He ate the whole apple.
I was in Boston almost all summer.
- I was in Boston for almost the whole summer.
The time will come when you will regret this.
- The time will come when you will regret it.
Some people have compared Esperantism to a cult, but soon there will come a time when Zamenhof returns and punishes them for this sacrilege.
- Some people have likened Esperantism to a cult, but soon the time will come when Zamenhof returns and punishes them for this sacrilege.