Çok konuşmaya eğilimlidir.
- She tends to talk too much.
Diğer öğrenciler onunla konuşmadığından dolayı Mary yalnızdı.
- Mary was lonely because the other students didn't talk to her.
Tom'un şu anda birisiyle konuşmak için vakti yok.
- Tom doesn't have time right now to talk to anyone.
Herhangi birisiyle konuşmak ister misin?
- Do you want to talk to anyone?
... do you know who you were talking to? ...
... say that with any sort of honesty." Then I realized who I was talking to, of course. ...