Aniden yağmur yağmaya başladı.
- All of a sudden it started raining.
Aniden yağmur yağmaya başladı.
- Suddenly it began to rain.
Birden beklenmedik bir şey oldu.
- Suddenly, something unexpected happened.
İki yıl önce kardeşimin ansızın ölmesinden beri, yengem onun kendisine bıraktığı küçük mücevher dükkanına gitmeye devam etti.
- Since my brother died suddenly two years ago, my sister-in-law has valiantly kept going the small jewellery store he left her.
Ansızın fikrini ne değiştirdi?
- What made you change your mind all of a sudden?
Cümleler için bir pazar olsaydı, dil bilgisi spekülasyonlarımız birdenbire anlam bulurdu.
- If there existed a market for sentences, our grammatical speculations would suddenly make sense.
Dewey birdenbire bir kahraman oldu.
- Dewey was suddenly a hero.
İki yıl önce kardeşimin ansızın ölmesinden beri, yengem onun kendisine bıraktığı küçük mücevher dükkanına gitmeye devam etti.
- Since my brother died suddenly two years ago, my sister-in-law has valiantly kept going the small jewellery store he left her.
Tanrı olduğumu ne zaman fark ettim? Güzel, ben dua ediyordum ve ansızın kendi kendime konuştuğumu fark ettim.
- When did I realize I was God? Well, I was praying and I suddenly realized I was talking to myself.
Aniden yağmur yağmaya başladı.
- Suddenly rain began to fall.
Aniden yağmur yağmaya başladı.
- It suddenly started raining.
Aniden umulmadık bir şey meydana geldi.
- Suddenly, something unexpected happened.
Onun birden istifade etmiş olması, bizim için büyük sürpriz.
- To our great surprise, he suddenly resigned.
Tom'un kalbi birdenbire daha hızlı atmaya başladı.
- Tom's heart suddenly began to beat faster.
Aniden yağmur yağmaya başladı.
- Suddenly it began to rain.
Aniden yağmur yağmaya başladı.
- It suddenly started raining.
Ümit; bir saat önce bitirdiğin çikolatalı çörek kutusunun sihirle tekrar dolup dolmadığını kontrol etmek için çılgın bir adam gibi birdenbire mutfağa doğru koştuğundadır.
- Hope is when you suddenly run to the kitchen like a mad man to check if the empty chocolate cookie box you just finished an hour ago is magically full again.
Tom'un kalbi birdenbire daha hızlı atmaya başladı.
- Tom's heart suddenly began to beat faster.
Aniden bütün ışıklar söndü.
- All of a sudden, all the lights went out.
Aniden, o gülmeye başladı.
- All of a sudden, she began to laugh.
Dewey birdenbire bir kahraman oldu.
- Dewey was suddenly a hero.
Ümit; bir saat önce bitirdiğin çikolatalı çörek kutusunun sihirle tekrar dolup dolmadığını kontrol etmek için çılgın bir adam gibi birdenbire mutfağa doğru koştuğundadır.
- Hope is when you suddenly run to the kitchen like a mad man to check if the empty chocolate cookie box you just finished an hour ago is magically full again.
Köprü ansızın yıkıldı.
- The bridge suddenly gave way.
İki yıl önce kardeşimin ansızın ölmesinden beri, yengem onun kendisine bıraktığı küçük mücevher dükkanına gitmeye devam etti.
- Since my brother died suddenly two years ago, my sister-in-law has valiantly kept going the small jewellery store he left her.
Biz onun ani ölüm haberine büyük ölçüde şaşırdık.
- We were greatly surprised at the news of his sudden death.
Onun ani ölümüyle donakaldım.
- I was numbed by her sudden death.
Birdenbire yangın alarmı çalmaya başladı.
- All of a sudden, the fire alarm went off.
Birdenbire, o konuştu.
- All of a sudden, he spoke out.
Tom birden bire çok meşgul oldu.
- Tom suddenly became very busy.
Birden bire ne olduğunu fark ettim.
- I suddenly realized what was happening.
Birdenbire, o konuştu.
- All of a sudden, he spoke out.
Birdenbire gökyüzü karardı.
- All of a sudden the sky became dark.
The sudden drop in temperature left everyone cold and confused.
If you were lucky enough to survive all this lunacy, you always risked capture. There your story would end with a quick drop and a sudden stop, for piracy was punishable by hanging.
All of a sudden I felt very hot and tired.
... And all of a sudden, I noticed myself in that stress ...
... of a sudden I started thinking, what if my illnesses ...