Öğrenci tüm problemleri daha önce çözdü.
- The student has already solved all the problems.
Benim iki saat uğraştığım problemi beş dakikada çözdü.
- He solved the problem in five minutes that I had struggled with for two hours.
Bu çözülmüş bir sorun.
- That's one problem solved.
Bir bakıma, sorun çözülmüştür.
- As it were, the problem is solved.
Sorunu çözmek kolay değildir.
- It is not easy to solve the problem.
Polis, suçu çözmek için yola çıktı.
- The police set out to solve the crime.
Bu sorunu halletmek zor.
- It is difficult to solve this problem.
Bir şeyi halletmek için en iyi metot bazen en basitidir.
- The best way to solve a problem is sometimes the simplest.
Polis, suçu çözmek için yola çıktı.
- The police set out to solve the crime.
Bilmeceyi çözmeye çalışmanın faydası yok.
- It is no use trying to solve the riddle.
Bu benim problemi nasıl çözdüğümdür.
- This is how I solved the problem.
Bu benim çözemeyeceğim kadar çok zor bir problem.
- This is too hard a problem for me to solve.
Çözülmesi gereken başlıca üç sorunumuz var.
- We've got three major problems that need to be solved.
Bu sorunun hala çözülmesi gerekiyor.
- This problem still needs to be solved.
Çoğu problem gibi bu da sonunda çözülür, sanırım.
- Like most problems, this will eventually be solved, I think.
Eğer kendi kendine yetmeyi vergiye tâbi yapmış olsalar, tüm ekonomik sorunlar çözülürdü.
- All economic problems would be solved, if they made complacency taxable.
... have here in India that can be solved. ...
... We think we've solved this problem. ...