Select Keyboard:
Türkçe ▾
  1. Türkçe
  2. English
  3. العربية
  4. Dansk
  5. Deutsch
  6. Ελληνικά
  7. Español
  8. فارسی
  9. Français
  10. Italiano
  11. Kurdî
  12. Nederlands
  13. Polski
  14. Português Brasileiro
  15. Português
  16. Русский
  17. Suomi
  18. Svenska
  19. 中文注音符号
  20. 中文仓颉输入法
X
"1234567890*-Bksp
Tabqwertyuıopğü,
CapsasdfghjklşiEnter
Shift<zxcvbnmöç.Shift
AltGr

sahip olma

listen to the pronunciation of sahip olma
Турецкий язык - Английский Язык
possession

Happiness isn't merely having many possessions. - Mutluluk sadece birçok mala sahip olmak değildir.

You must be in possession of a valid ticket. - Geçerli bir bilete sahip olmalısın.

(Ticaret) acquire

Tom can't get a job because he doesn't have any experience, but he can't acquire experience because he can't get a job. - Tom yeterli bir deneyime sahip olmadığı için bir iş bulamıyor fakat o bir iş bulamadığı için deneyim edinemiyor.

hands

It's better to have larger hands than smaller hands when playing the piano. - Piyano çalarken büyük ellere sahip olmak küçük ellere sahip olmaktan daha iyidir.

I've always wanted to get my hands on one of these. - Her zaman bunlardan birine sahip olmak istedim.

possessive
{i} having

Tom didn't like not having enough money. - Tom yeterli paraya sahip olmamaktan hoşlanmıyordu.

Having a small flashlight in your pocket may come in handy. - Cebinde küçük bir el fenerine sahip olman yararlı olabilir.

possessiveness
{i} ownership

Water law is the field of law dealing with the ownership, control, and use of water as a resource. - Su yasası bir kaynak olarak suya sahip olma, kontrolü ve kullanımı ile ilgili hukuk alanıdır.

sahip olmak
own

I've always wanted to own a sports car. - Ben her zaman bir spor arabaya sahip olmak istedim.

Most Americans did not have the money to own an automobile. - Birçok Amerikalının bir otomobile sahip olmak için parası yoktu.

sahip olmak
possess

Happiness isn't merely having many possessions. - Mutluluk sadece birçok mala sahip olmak değildir.

Someday, I would like to possess a sailboat. - Günün birinde, bir yelkenliye sahip olmak istiyorum.

sahip olmak
have

It must be nice to have friends in high places. - Yüksek yerlerde arkadaşlara sahip olmak güzel olmalı.

If you are going abroad, it's necessary to have a passport. - Eğer yurt dışına gidiyorsanız, bir pasaporta sahip olmak gereklidir.

sahip olma isteği
possessiveness
sahip ol
had

In the contest he fully displayed what ability he had. - O, yarışmada hangi yeteneğe sahip olduğunu gösterdi.

I've never had such a large sum of money. - Ben hiç bu kadar büyük bir paraya sahip olmadım.

sahip olmak
have got
sahip olmak
(Hukuk) enjoy
sahip olmak
have possession of
sahip olmak
come by
sahip olmak
get possession of
sahip olmak
lay one's hands on
sahip olmak
have (got)
sahip olmak
has

Has having so much money made you happy? - Bu kadar çok paraya sahip olmak seni mutlu etti mi?

Tom is the type of person who always has to have his own way. - Tom her zaman kendi yoluna sahip olmak zorunda olan insan türüdür.

sahip olmak
be in possession of
sahip olmak
get one's hands on
sahip ol
got possession of
sahip ol
have

It must be nice to have friends in high places. - Yüksek yerlerde arkadaşlara sahip olmak güzel olmalı.

If you are going abroad, it's necessary to have a passport. - Eğer yurt dışına gidiyorsanız, bir pasaporta sahip olmak gereklidir.

sahip ol
possess

Someday, I would like to possess a sailboat. - Günün birinde, bir yelkenliye sahip olmak istiyorum.

Happiness isn't merely having many possessions. - Mutluluk sadece birçok mala sahip olmak değildir.

sahip ol
get possession of
sahip ol
{f} having

Tom didn't like not having enough money. - Tom yeterli paraya sahip olmamaktan hoşlanmıyordu.

I like having plenty to do. - Yapacak çok şeye sahip olmayı severim.

sahip ol
has
sahip ol
{f} possessed
sahip olmak
bear
sahip olmak
retain
sahip olmak
be equipped with
haklara sahip olma veya hakları kullanabilme durumu
(Hukuk) enjoyment of rights
sahip olmak
1. to become the owner of, acquire. 2. to get (someone, something) under control, do something about (someone, something that's misbehaving). 3. (Konuşma Dili) to have sexual intercourse with, lay (a virgin)
sahip olmak
be possessed of
sahip olmak
have, has
sahip olmak
possess oneself of
sahip olmak
to have (got), to own, to possess, to hold, to enjoy
sahip olmak
hold
sınırsız güce sahip olma
almightiness
yeterli bilgiye sahip olma
literateness
yeterli niteliklere sahip olma
have the necessary qualifications
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение sahip olma в Турецкий язык Турецкий язык словарь

Sahip olmak
sahiplenmek
Sahip olmak
malik olmak
sahip olmak
Mülkiyetinde olmak, elinde bulundurmak
sahip olma
Избранное