Select Keyboard:
Türkçe ▾
  1. Türkçe
  2. English
  3. العربية
  4. Dansk
  5. Deutsch
  6. Ελληνικά
  7. Español
  8. فارسی
  9. Français
  10. Italiano
  11. Kurdî
  12. Nederlands
  13. Polski
  14. Português Brasileiro
  15. Português
  16. Русский
  17. Suomi
  18. Svenska
  19. 中文注音符号
  20. 中文仓颉输入法
X
"1234567890*-Bksp
Tabqwertyuıopğü,
CapsasdfghjklşiEnter
Shift<zxcvbnmöç.Shift
AltGr

one who, or that which, imparts motion; a source of mechanical power

listen to the pronunciation of one who, or that which, imparts motion; a source of mechanical power
Английский Язык - Турецкий язык

Определение one who, or that which, imparts motion; a source of mechanical power в Английский Язык Турецкий язык словарь

motor
{i} makine

Bu makine küçük bir motor tarafından çalıştırılıyor. - This machine is driven by a small motor.

Bu makine, küçük bir elektrik motoru ile çalıştırılır. - This machine is driven by a small electric motor.

motor
{s} (Tıp) hareket kaslarına ait
motor
motor çalıştırmak
motor
taşıt

Motorlu Taşıtlar Bölümünde bir sürü arkadaşım var. - I've got a lot of friends at the Department of Motor Vehicles.

Şehirde motorlu taşıt sayısı arttı. - The number of motor vehicles in the city has increased.

motor
(Havacılık) motoru çalıştırmak
motor
(Pisikoloji, Ruhbilim) hareketlendirici
motor
hareket ettirici
motor
otomobille gezmek/gitmek
motor
motorlu

Sonunda, hastalıktan dolayı yürüyemez hale geldi ve gezinmek için motorlu tekerlekli sandalye kullanmak zorunda kaldı. - In the end, because of the disease, he became unable to walk and had to use a motorized wheelchair to get around.

Tom motorlu tekerlekli bir sandalye satın almak için yeterli paraya sahip değil. - Tom doesn't have enough money to buy a motorized wheelchair.

motor
{i} otomobil

Ben onun bir otomobil kazasında kötü yaralandığını duyunca çok şaşırdım. - I am very much surprised to hear that he got badly injured in a motorcar accident.

motor
(sıfat) hareket ettirici, motor
motor
motor ne
motor
hareket kaslarına ait
motor
{i} İng. otomobil
motor
{f} otomobille gitmek
motor
(Tıp) Muharrik, oynatıcı, hareket ettiren, hareki, kasları harekete getirici, motor
motor
adaleleri harekete getirici
motor
elektrik motoru

Bu makine, küçük bir elektrik motoru ile çalıştırılır. - This machine is driven by a small electric motor.

motor
{i} araba

O sadece bir motosiklete değil fakat aynı zamanda bir arabaya da sahip. - He's got not only a motorbike but also a car.

Tom'un üç arabası ve bir motosikleti var. - Tom has three cars and a motorcycle.

motor
(fiil) otomobille gitmek, arabayla götürmek
Английский Язык - Английский Язык
motor
one who, or that which, imparts motion; a source of mechanical power

    Расстановка переносов

    one who, or that which, imparts motion; a source of me·cha·ni·cal po·wer

    Произношение

Избранное