olma

listen to the pronunciation of olma
Турецкий язык - Английский Язык
being

Being sick is very boring. - Hasta olmak çok sıkıcı.

Nobody can be a head coach of a soccer team without being a soccer player. - Hiç kimse futbolcu olmadan bir futbol takımının teknik direktörü olamaz.

happening

I should've tried to prevent this from happening. - Bunun olmasını engellemeye çalışmalıydım.

Tom tried to stop it from happening. - Tom bunun olmasını durdurmaya çalıştı.

existing
existence
maturation
occurrence
prohibit

Poor health prohibited him from traveling. - Sağlığının az olması onu seyahatten alıkoydu.

The law prohibits minors from smoking. - Kanun, reşit olmayanların sigara içmesini yasaklıyor.

hazır olma
(Hukuk) readiness

It is correct to say that psychological readiness is important in this therapy. - Bu terapide, psikolojik olarak hazır olmanın gerekliliğini söylemek doğru olur.

uyanık olma
waking
olmak
happen

He felt that something was about to happen. - Bir şey olmak üzere olduğunu hissetti.

Tom couldn't shake the feeling that something horrible was about to happen. - Tom kötü bir şey olmak üzere olduğu hissini atlatamadı.

olmak
become

That girl wanted to become a movie star. - O kız bir film yıldızı olmak istiyordu.

If you want to become my friend, then also become the friend of my friend. - Arkadaşım olmak istiyorsan, öyleyse arkadaşımın arkadaşı da olursun.

olmak
{f} occur
içi rahat olma
ease
asker olma
soldiering
olma ihtimali çok uzak istek
might have been
olası olma
likelihood
karşılığı olma
equivalence
ol
be
olmak
fit

The king had only one child, and that was a daughter, so he foresaw that she must be provided with a husband who would be fit to be king after him. - Kralın sadece bir çocuğu vardı ve o bir kızdı, bu yüzden ona ondan sonra kral olmak için uygun olacak bir koca temin edilmesi gerektiğini öngördü.

I just want to make sure these shoes fit. - Sadece bu ayakkabıların uyduğundan emin olmak istiyorum.

aynı anda olma
concurrent
farkında olma
awareness
mevcut olma
availability
ol
became
uyuşturucunun etkisinde olma
trip
ol
are
ol
is
olmak
{f} go
ol
was
allak bullak olma
ruffle
cezadan muaf olma
impunity
daha da fazla olma
deal
delicesine aşık olma
infatuation
egemen olma
prevalence
emekli olma
retiring
hızlı olma
speed
neden olma
causation
ol
were
olmak
go on

I want to get a haircut before I go on the trip. - Yolculuğa çıkmadan önce saç tıraşı olmak istiyorum.

He won't go on to graduate school. - Okuldan mezun olmak için devam etmeyecek.

olmak
take

Tom has what it takes to succeed. - Tom başarılı olmak için gerekli niteliklere sahip.

Tom has what it takes to be a good teacher. - Tom, iyi bir öğretmen olmak için gereken niteliklere sahip.

olmak
{f} turn

Tom wants to graduate from college before he turns 24 years old. - Tom, 24 yaşını doldurmadan önce üniversiteden mezun olmak istiyor.

It turned out there was nobody who would be the first to talk about it. What do we do now? - Onun hakkında konuşmak için birinci olmak isteyen kimse olmadığı ortaya çıktı.Şimdi ne yaparız?

olmak
{f} hap

Tom was happy to be home after being away for so long. - Tom uzun süre uzaklarda bulunduktan sonra evde olmaktan mutluydu.

Tom certainly has a lot to be happy about. - Tom'un mutlu olmak için kesinlikle çok şeyi var.

olmak
ripen
pelte gibi ezilmiş olma
squash
razı olma
(Hukuk) accord
uygun olma
fit

Tom has trouble fitting in. - Tom'un uygun olma sorunu var.

He tried hard only to find that he was not fit for the job. - Yalnızca onun iş için uygun olmadığını bulmak için çok çabalıyordu.

uzun olma
lengthiness
vicdanlı olma
conscientiousness
ölçülü olma
moderation
şartlı olarak teslim olma
capitulation
abone olma
subscription
abone olma
subscribe
başarısız olma
flunk
belirgin olma
explicitness
birbirine bağlı olma
interdependence
birbirine yakın olma
approximate
birlik olma
alliance
bol olma
abound
borçlu olma
debt
bulutlu olma
cloudiness
dengeli olma
(Ticaret) equilibrium
dikkatli olma
reck
dikkatli olma
carefulness
düzenli olma
apple-pie order
eksik olma
lack
engel olma
clogging
erken olma
earliness
farklı olma
diversity
gizli anlamı olma
left-handedness
güvenilir olma
(Ticaret) faithful representation
güvenilir olma
trustworthiness
hakim olma
predominating
hakim olma
preponderance
hakim olma
prevalence
hakim olma
(Ticaret) commanding
hakim olma-
dominating
hilesiz olma
artlessness
kendinden memnun olma
self-satisfaction
kendine hakim olma
self-control
kendine hakim olma
self-restraint
kendine hakim olma
owning
kesik olma
discontinuity
kirli olma durumu
(Çevre) pollution
konu dışı olma
irrelevance
kurban olma
victimization
makul olma
reasonableness
mevcut olma
availableness
mide bulandırıcı olma
nauseousness
musevi olma
judaism
neden olma
induce
nemli olma
moistness
ol
for
olmak
present
olmak
brew
olmak
happening

Tom looked around to make sure nothing else was happening. - Tom başka bir şey olmadığından emin olmak için etrafına baktı.

olmak
concur
olmak
come to pass
olmak
amount to
olmak
be provided
olmak
catch

I want to make sure that I don't catch the flu. - Gribe yakalanmayacağımdan emin olmak istiyorum.

Tom doesn't like being around children because he's always afraid of catching a cold from one of them. - Tom onlardan birinden her zaman soğuk algınlığı kapmaktan korktuğu için çocukların etrafında olmaktan hoşlanmaz.

olmak
turn into
olmak
amount
olmak
suit
olmak
grow into
olmak
occupy
olmak
hamper
olmak
becoming
olmak
pass off
olmak
pretend

Can you at least pretend you want to be here? - Sen en azından senin burada olmak istediğini taklit edebilir misin?

I don't know what's worse: being stupid or pretending to be stupid. - Hangisinin daha kötü olduğunu bilmiyorum: aptal olmak mı yoksa aptalmış gibi yapmak mı?

olmak
am
olmak
knock about
olmak
(deyim) give cause for
olmak
be of
olmak
grew into
olmak
happen to

I want to make sure nothing will happen to Tom. - Tom'a bir şey olmayacağından emin olmak istiyorum.

Why did that have to happen to us? - Bu bize neden olmak zorundaydı?

olmak
result

A man decides he wants to be king; thousands of people die shortly thereafter as a result of this desire. - Bir adam kral olmak istediğine karar verir; çok geçmeden bu arzunun sonucu olarak binlerce insan ölür.

The result was far from being satisfactory. - Sonuç tatmin edici olmaktan uzaktı.

olmak
be present
olmak
to be present
olmak
form

You don't have to be so formal. - Çok resmî olmak zorunda değilsin.

Tom doesn't have to be so formal. - Tom çok resmi olmak zorunda değil.

prens gibi olma
princeliness
rastgele olma
randomness
sahip olma
possession

Happiness isn't merely having many possessions. - Mutluluk sadece birçok mala sahip olmak değildir.

You must be in possession of a valid ticket. - Geçerli bir bilete sahip olmalısın.

sahip olma
(Ticaret) acquire

Tom can't get a job because he doesn't have any experience, but he can't acquire experience because he can't get a job. - Tom yeterli bir deneyime sahip olmadığı için bir iş bulamıyor fakat o bir iş bulamadığı için deneyim edinemiyor.

sahip olma
hands

I've always wanted to get my hands on one of these. - Her zaman bunlardan birine sahip olmak istedim.

It's better to have larger hands than smaller hands when playing the piano. - Piyano çalarken büyük ellere sahip olmak küçük ellere sahip olmaktan daha iyidir.

sisli olma
fogginess
spor yapmaya hazır olma
fitness
steril olma
sterility
sulh olma
(Ticaret) accord
tahrik olma
(Argo) turn-on
tatil edilmiş olma
(Kanun) abeyance
tehlikede olma
insecurity
tekrar olma
recurrence
temsilcisi olma
representation
ulusal olma durumu
nationality
uygunsuz olma
indecorum
verimli olma durumu
fertility
yeterli olma
sufficiency
yok olma
wreck
yok olma
depletion
yok olma
destruction

A nuclear war will bring about the destruction of mankind. - Bir nükleer savaş, insanlığın yok olmasına neden olacak.

yok olma
(Biyokimya) dissipation
yoksun olma
bereavement
önemli olma
noteworthiness
üst olma
topping
ol
come about
ol
grew into
ol
been of
ol
be of
ol
been
ol
become
ol
to be
ol
{f} happening
ol
am
ol
being
ol
happen
ol
grow into
ol
{f} becoming
olmak
exist

Men do not exist in this world to become rich, but to become happy. - Bu dünyada erkekler zengin olmak için değil, mutlu olmak için var olurlar.

olmak
grow

When I grow up, I want to be an English teacher. - Büyüyünce, bir İngilizce öğretmeni olmak istiyorum.

What do you want to be when you grow up? - Büyüdüğünde ne olmak istersin?

olmak
betide
olmak
come up
olmak
abide
olmak
become of
olmak
boil down to
olmak
take place
olmak
reign
olmak
transpire
olmak
mature
olmak
come along
olmak
get

Her only purpose in life was to get rich. - Onun hayattaki tek amacı zengin olmaktı.

Christine stayed in the shade all day, because she didn't want to get a sunburn. - Christine tüm gün gölgede kaldı, çünkü güneş yanığı olmak istemiyordu.

olmak
come about
olmak
be
adam olma
be a man
akıllı olma durumu; uyanıklık
be smart status; vigilance
arada olma
intervention
aynı düşüncede olma
communion
başbakan olma durumu
be prime condition
behimi olma durumu
The situation behimi
birlik olma
unity
düşkün olma, düşkünlük
being addicted to the downside
düşünceli olma durumu
be considerate status
engelleme, mani olma
blocking, to mania
enli olma durumu
The situation is broadly
etkileyici olma durumu, karizma
is impressive, status, charisma
etkin olma
(Biyokimya) activity
hacı olma
be pilgrims
halayık olma durumu
The situation halayık
hali olma
to state
hapis olma
being in jail
hassas olma durumu, hassasiyet
The situation is delicate, sensitive
hayran olma
become a fan
hızlı olma
quickness
ilgi ve dikkat çekici olma durumu
state interest and be attractive
ilgili olma durumu, mensubiyet
be about status, affiliation
ilginç olma durumu
be an interesting situation
iğne olma
to needle
kabız olma durumu
constipation status
marka olma
to brand
memnun olma
be satisfied
meyvesiz olma durumu
The situation unfruitful
meşgul olma
engrossment
musallat olma
to haunt
mâni olma
be prevented
olmak
is
olmak
be in the
olmak
{f} have

With Windows, you have to have extensions or it won't read your files. - Windows ile eklentilere sahip olmak zorundasın,yoksa o dosyalarını okumaz.

Would you like to have dinner with me tonight? - Bu akşam yemekte benimle olmak ister misin?

olmak
be with
olmak
to be in

She promised her father to be in time for lunch. - O, öğle yemeğinde zamanında olmak için babasına söz verdi.

I wouldn't like to be in Tom's shoes. - Tom'un yerinde olmak istemem.

protestan olma durumu
The situation Protestant
razı olma
acquiescence
sevimli olma durumu
The situation is pretty
sonradan olma
be later
tabi olma
be subject
taş kalpli olma durumu
If that is insensitive
uzak olma
distance
vefasız olma durumu, hakikatsizlik
being disloyal status, hakikatsizlik
yadırgamaz olma, alışma, ısınma
is not strange, orientation, heat
yeni olma
newness
zorunlu olma
must be
özgü olma
specificity
şehvetli olma durumu, kösnüllük, erotizm
If that is sensual, kösnüllük, eroticism
Английский Язык - Английский Язык

Определение olma в Английский Язык Английский Язык словарь

OL
my wife, my girlfriend, my mother (Internet abbreviation)
ol
Oliver's List of Newton Easter Eggs http: //www geocities com/SiliconValley/Bay/4931/index html
ol
Ordered List The Ordered List element represents a list of items sorted by sequence or order of importance Typical remdering is a numbered list of items
ol
OFFICE LIGHT DISTRICT
ol
on the label
ol
{ font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 10pt; margin-top: auto; margin-bottom: auto; color: #000000} The OL tag style creates a default look for an orderedlist in the HTML file item one item two
ol
A suffix denoting that the substance in the name of which it appears belongs to the series of alcohols or hydroxyl derivatives, as carbinol, glycerol, etc
ol
Operating loans, farm
ol
Overall Length
ol
orienting line
Турецкий язык - Турецкий язык
Olmak işi veya durumu
OL
(Hukuk) O
Olmak
(Osmanlı Dönemi) TANAZZUC
Olmak
dokunmak
Olmak
bulunmak
Olmak
yapmak
ol
O gösterme sıfatı
ol
O gösterme sıfatı: "Dedi gördüm ol habibin aneasın"- Süleyman Çelebi. O gösterme zamiri
olmak
Hazırlanmak, hazır duruma gelmek
olmak
Ne gibi bir ilginin bulunduğunu sormak veya hiçbir ilgi olmayacağını belirtmek için kullanılır
olmak
Bu fiilin geniş zamanının tekil üçüncü kişisi olumlu olduğunda kabul, olumsuz olduğunda ret anlatır
olmak
Yetişmek, olgunlaşmak
olmak
Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur
olmak
Gerçekleşmek veya yapılmak
olmak
Bir şeyi elde etmek, edinmek: "Nihayet ben mal sahibi olacağıma göre rahattım."- S. F. Abasıyanık
olmak
Herhangi bir durumda bulunmak
olmak
Bir durumdan başka bir duruma geçmek
olmak
Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek
olmak
Hastalığa yakalanmak, tutulmak
olmak
Geçmek, tamamlanmak
olmak
Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak
olmak
Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek
olmak
Meydana gelmek, vuku bulmak: "En şiddetli münakaşa, kumpanyanın ismi için oldu."- S. F. Abasıyanık
olmak
Yitirmek, elinden kaçırmak
olmak
Sürdürmek, yürütmek
olmak
Uymak, tam gelmek
olmak
Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak: "Okumak, eczacı olmak bu sayılı inatlarından biri ve ilkidir."- T. Buğra
olmak
Bir şeyi elde etmek, edinmek
olmak
Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek: "Pırlanta gerdanlığı da tektaş küpesi de, zümrüt yüzüğü de kendinin olsun!"- S. M. Alus
olmak
Bulunmak: "Kız da hemen olduğu yere oturdu."- M. Ş. Esendal
olmak
Özne bir isim tamlaması olduğunda, belirtenin belirtilene ait olduğu düşüncesini anlatır
olmak
Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak
olmak
Bir isim veya sıfatın belirttiği durumu almak
olmak
Bir olayla karşılaşmak; başına kötü bir şey gelmek
olmak
Yaklaşmak, gelip çatmak
olmak
Yol açmak
olmak
Uygun düşmek, yerinde görülmek
olmak
Varlık kazanmak, meydana gelmek, vuku bulmak
olmak
Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılır
olmak
Sarhoş olmak
olmak
Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak
Английский Язык - Турецкий язык

Определение olma в Английский Язык Турецкий язык словарь

OL
(Askeri) çalıştırma mahalli (operating location)
olma
Избранное