O, kahvaltısını sık sık orada yer.
- He often eats breakfast there.
Sık sık Londra'ya giderim.
- I often go to London.
Yaşım hakkında sıkça yalan söylerim.
- I often lie about my age.
Her ne kadar sıkça eş anlamlı olarak kullanılsalar da; kibir ve gurur farklı şeylerdir.
- Vanity and pride are different things, though the words are often used synonymously.
Çiftlik hayatından şehir hayatına geçiş çoğunlukla zordur.
- The transition from farm life to city life is often difficult.
Bütünüyle sipariş edilmiş bir takıma çoğunlukla bir zincir denilir.
- A totally ordered set is often called a chain.
Zenginler çoğu kez pintidirler.
- The rich are often misers.
Çiftlik hayatından şehir hayatına geçiş çoğunlukla zordur.
- The transition from farm life to city life is often difficult.
Çoğu kez onun zorbalık yaptığını gördüm.
- I've often seen him bullied.
Suç çoğu kez yoksullukla ilgilidir.
- Crime has often been related to poverty.
O, kahvaltısını sık sık orada yer.
- She often eats breakfast there.
O, kahvaltısını sıklıkla orada yer.
- He often eats breakfast there.
... Giants are often-- you know, Andre the Giant had acromegaly. ...
... I've often concluded that there are only three kinds of ...