Onu benim için yapıp yapmadığını bilmiyorum.
- Je ne sais pas s'il l'aurait fait pour moi.
Kedinin fareyle oynadığı gibi benimle oynamayı bırak ve bana haberleri aktar.
- Arrête de jouer au chat et à la souris avec moi et donne-moi les nouvelles.
Bazen, hataları düzeltmekte benden hızlısın, bazen de hata yapmakta.
- Parfois, tu es capable de corriger plus vite que moi ... de commettre l'erreur.
Tom benden daha büyük.
- Tom est plus grand que moi.
Sen benimle gelebilirsin.
- Tu peux venir avec moi.
Benimle kavga etmek için bir bahane buldu.
- Il a trouvé un prétexte pour se battre avec moi.
İngilizce benim için kolay değil.
- L'anglais n'est pas facile pour moi.
Ayrılışınızı benim yüzümden geciktirmeyin.
- Ne retardez pas votre départ à cause de moi.