Dolu ağzınla konuşmak terbiyesizlik olması gerekiyor.
- It's supposed to be bad manners to talk with your mouth full.
Ağzın doluyken konuşmak terbiyesizliktir.
- It's bad manners to speak with your mouth full.
Ebeveynlerin sana adabımuaşeret öğretmedi mi?
- Didn't your parents teach you manners?
Affedersiniz, benim törelerim nerede?
- Excuse me, where are my manners?
Tom'un güzel töreleri var.
- Tom has good manners.
Bu kitap Amerika'nın görgü ve gelenekleri üzerinedir.
- This book is on the manners and customs of America.
Masa görgüsünü onlara kim öğretti?
- Who taught them table manners?
Fakat onun edepsizliği var.
- But he has bad manners.
Tom'un mükemmel ahlakı, Meryem'in anne babasında büyük bir intiba bıraktı.
- Tom's impeccable manners made a big impression on Mary's parents.
Onun konuşma tarzı benim sinirlerimi bozuyor.
- Her manner of speaking gets on my nerves.
Çocuklarını yetiştirme tarzları oldukça farklı.
- Their manner of bringing up their children is extremely unusual.
Dr Jackson'ın hastalara karşı iyi bir tutumu var.
- Dr. Jackson has a good bedside manner.
Tom çok iyi tutuma sahip.
- Tom has very good manners.
Selamlar, görgü kurallarının temelidir.
- Greetings are the basis of good manners.
Cezaya başvurmadan çocuklara görgü öğretebilirsiniz.
- You can teach good manners to children without resorting to punishment.
Onun tavırları bir beyefendinin tavırları değil.
- His manners aren't those of a gentleman.
Onun aristokrat tavırları beni şaşırtıyor.
- His aristocratic manners amaze me.
Tom Mary'nin kötü davranışlarına daha fazla katlanamaz.
- Tom can't put up with Mary's bad manners any longer.
Memur kaba davranışları gerekçesiyle görevden alındı .
- The clerk was dismissed on the grounds of her rude manners.
Onun hareket tarzını sevmiyorum.
- I don't like her manner.
Telefon soygunu olağanüstü bir biçimde engellendi.
- Phone robbery thwarted in unusual manner.
Kim çok çekici bir biçimde giyinmiş.
- Kim is dressed in a very attractive manner.
İnsanları parmakla göstermek terbiyesizlik.
- It's bad manners to point at people.
Bir konser sırasında konuşmak terbiyesizliktir.
- It's bad manners to talk during a concert.
İnsanları parmakla göstermek terbiyesizlik.
- It's bad manners to point at people.
Ağzın doluyken konuşmak terbiyesizliktir.
- It's bad manners to speak with your mouth full.
Bu kitap Amerika'nın görgü ve gelenekleri üzerinedir.
- This book is on the manners and customs of America.
Sana bazı görgü kurallarını öğretmek zorunda kalacağım!
- I'm going to have to teach you all some manners!
In some cultures, it is considered to be bad manners to talk with your mouth full.
In most countries, it is considered to be good manners to offer your seat to an elderly person on crowded public transport.
These people have strange manners.
Some of the children had good table manners; some not.
Basic table manners were covered in the first day of finishing school, but more followed.
... And the better manners people say, we should eliminate violence, inequities between men ...
... have put forward; bigger pie, fewer forks, better manners. The bigger pie people say ...