Uluslararası Konferansta gönüllü bir çevirmen olarak çalışıyor.
- She is working as a volunteer interpreter at the international conference.
Oda basın konferansının başlamasını bekleyen muhabirlerle tıka basa doluydu.
- The room was jam-packed with reporters waiting for the press conference to begin.
Başbakan yarın bir basın toplantısı düzenleyecek.
- The Prime Minister will hold a press conference tomorrow.
Tüm Dünya Zirve toplantısını izliyor.
- The whole world is watching the summit conference.
The club members gathered in the conference room.
- Die Clubmitglieder versammelten sich im Konferenzraum.
The conference will end tomorrow.
- Morgen endet die Konferenz.