İşler için onunla röportaj yapıldı.
- She was interviewed for jobs.
Askerler eve gelmeye barış zamanı işlerini bulmaya başladılar.
- Soldiers began to come home and find peacetime jobs.
Benim görevim donuk ve sıkıcı.
- My job is dull and boring.
Tom işi yapması için Mary'yi görevlendirdi.
- Tom assigned Mary to do the job.
İşinden ayrılmaya karar verdi.
- She decided to quit her job.
Ann, bir iş bulamıyor.
- Ann can't find a job.
O çok stresli bir meslek.
- It's a very stressful job.
Hayalindeki meslek nedir?
- What is your dream job?
Benim işyeri ile iyi bir iş yaparım.
- I do a good job with my work.
Tom işini seven mutlu bir adam ve işyeri hakkında iyi hissediyor.
- Tom is a happy guy who likes his job and feels good about his workplace.
Bu iş çok çalışma gerektirir.
- This job involves lots of hard work.
Teklifimle ilgili patronumun yaptığı ağır eleştiriden sonra, burada çalışmayı ne kadar süre sürdürmek istediğimden emin değilim.
- After the hatchet job my boss did on my proposal, I'm not sure how long I want to keep on working here.
Bildiğin gibi, işimi kaybettim, bu yüzden bütün faturalarımı ödemekte sorun yaşıyorum.
- As you know, I've lost my job, so I'm having trouble paying all my bills.
Benim işim sorunları öngörmek.
- My job is to anticipate problems.
Onun için bu zor işi bırakmak istiyorum.
- I want to leave this difficult job to her.
Patronum zor işi bana verdi.
- My boss assigned the hard job to me.
Polisin işi suçu önlemek ve araştırmaktır.
- The police's job is to prevent and investigate crime.
O bu işe devam etmekle suçlandı.
- He was charged to continue this job.
Tom, Mary'yi işinden ayrılmaya ikna etmekte zorluk yaşadı.
- Tom had difficulty convincing Mary to quit her job.
Tom işini bırakması gerektiği konusunda Mary'yi ikna etmekte zorluk yaşadı.
- Tom had difficulty convincing Mary that she should quit her job.
Ben iyi bir iş yapmak istiyorum.
- I want to do a good job.
Tom iyi bir iş yapmak istiyor.
- Tom wants to do a good job.
Mademki iş için doğru aletlere sahibim bu benim yapmam için kolay olacak.
- It'll be easier for me to do since I have the right tools for the job.
Bu işi yapmak için kendi aletlerime ihtiyacım olacak.
- I'll need my own tools to do this job.
The problem with jobs on the board is that it is reminiscent of another phrase: jobs for the boys.
That surgeon has a great job.
I've got a job for you - could you wash the dishes?.
We wanted to sell a turnkey plant, but they jobbed out the contract to small firms.
... very aggressive energy policy, 31/2 million more jobs in this country. It's critical ...
... now one of the biggest factors and bring more jobs back ...