Select Keyboard:
Türkçe ▾
  1. Türkçe
  2. English
  3. العربية
  4. Dansk
  5. Deutsch
  6. Ελληνικά
  7. Español
  8. فارسی
  9. Français
  10. Italiano
  11. Kurdî
  12. Nederlands
  13. Polski
  14. Português Brasileiro
  15. Português
  16. Русский
  17. Suomi
  18. Svenska
  19. 中文注音符号
  20. 中文仓颉输入法
X
"1234567890*-Bksp
Tabqwertyuıopğü,
CapsasdfghjklşiEnter
Shift<zxcvbnmöç.Shift
AltGr

istenilen

listen to the pronunciation of istenilen
Турецкий язык - Английский Язык
intended

It had an effect very different from the one intended. - Onun istenilenden çok farklı bir etkisi vardı.

welcome

Your friends from Boston are more than welcome to come to my party tonight, too. - Bostonlu arkadaşların da istenilenden daha çok bu gece partime gelecekler.

any desired
enviable
istenilen belgeler
documents required
istenilen düzeyde olmayan
unsatisfactory
istenilen etkiyi uyandırmayan
inefficient
istenilen nitelikte
(Ticaret) up to grade
istenilen sonucu veren
effectual
istenilen zamanda
at will
istenilen ölçülere göre
measure up
istenilen şekilde
at will
istenilen hâle koyan
Put the desired state of
istenilen derecede değil
below the mark
istenilen derecede olmak
be up to the mark
istenilen erişim hakları
desired access rights
istenilen sonucu vermek
work out
iste
{f} like

I'd like to go to London. - Londra'ya gitmek isterim.

Would you like to dance with me? - Benimle dans etmek ister misin?

iste
require

I am sorry, but I cannot meet your requirement. - Üzgünüm ama isteğinizi yerine getiremem.

Reservations are required. - Rezervasyon isteniyor.

anlatmak istenilen şey
point
demek istenilen şey
drift
iste
(Bilgisayar) request

A map is available upon request. - İstek üzerine bir harita mevcuttur.

My boss refused my request for a raise. - Patronum zam isteğimi reddetti.

iste
(Bilgisayar) pull
iste
adjure
iste
{f} willed
iste
{f} required

Reservations are required. - Rezervasyon isteniyor.

I would like to but I have a required course tonight. - İsterim ama bu gece gerekli bir kursum var.

iste
{f} appealing
iste
{f} requested

She requested help, but no one came. - Yardım istedi, ama kimse gelmedi.

Mary requested a raise from her boss. - Mary patronundan bir zam istedi.

iste
{f} craving

I have some cravings. - Benim bazı isteklerim var.

iste
adjure to
iste
covet
iste
crave
iste
want to

Do you want to go to the movies or to the theater? - Sinemaya mı tiyatroya mı gitmek istersin?

I want to go to London. - Londra'ya gitmek isterim.

iste
call for

Why didn't Tom call for help? - Tom neden yardım istemedi?

Tom heard Mary call for help. - Tom Mary'nin yardım istediğini duydu.

iste
{f} willing

My sponsor was willing to agree to my suggestion. - Benim sponsorum benim öneriyi kabul etmek için istekliydi.

He was willing to care for that cat. - O,o kediye bakmak için istekliydi.

iste
adjure to be
iste
make a request
iste
want to be
iste
desired

Dan desired to kill Linda. - Dan Linda'yı öldürmek istedi.

Your English composition leaves almost nothing to be desired. - Senin ingilizce kompozisyonun neredeyse istenecek bir şey bırakmıyor.

demek istenilen
implied
iste
want#to
iste
adjureto
iste
coveted
iste
wantto
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение istenilen в Турецкий язык Турецкий язык словарь

iste
(Osmanlı Dönemi) becü
istenilen
Избранное