Sonuçta çalışkan kişi başarır.
- In the end, the diligent person succeeds.
Sonuçta istasyona koştum ve bir şekilde tam vaktinde oraya ulaştım.
- In the end I ran to the station, and somehow got there on time.
Sonunda, biz, o eski püskü lokantada yemek yemeyi sona erdirdik.
- In the end, we ended up eating at that shabby restaurant.
O sonunda İngiltere'ye geri döndü.
- She went back to England in the end.
Neticede hepimiz öleceğiz.
- We all die in the end.
Tom sonunda kendi bilgisayarına ücretsiz bir veritabanı uygulamasını yüklemeyi anladı.
- Tom eventually figured out how to install a free database application on his computer.
Onların tartışması sonunda berabere bitti.
- Their argument eventually ended in a draw.
Polis en sonunda Tom'u yakaladı.
- The police eventually arrested Tom.
Fadıl en sonunda İslam'a geçti.
- Fadil eventually converted to Islam.
Tom sonuç olarak yapmasını istediğimiz her şeyi yaptı.
- Tom eventually did everything we asked him to do.
Tom nihayet Boston'dan ayrıldı.
- Tom eventually left Boston.
Nihayet serbest bırakıldım.
- I was eventually released.
Sonuçta her şeyi bana anlatacaksın.
- You'll tell me everything eventually.
Tom'un sonuçta Mary'ye elmas bir yüzük alması için yeterli parası olmalıydı.
- Tom should eventually have enough money to buy Mary a diamond ring.
... When we get to the end, we'll see what the sizes of each are ...
... cut taxes for small businesses, and I have. I said that I'd end the war in Iraq, and ...