Are you happy with how you look?
- Görünüşünden memnun musun?
You shouldn't judge others on how they look.
- Diğerlerini görünüşleriyle yargılamamalısın.
Naoto takes after his father in appearance.
- Naoto görünüş olarak babasına benziyor.
Don't judge people by appearance.
- İnsanları görünüşle yargılama.
The sight of the money tempted him into stealing.
- Paranın görünüşü onu çalmaya teşvik etti.
I never could stand the sight of blood.
- Kanın görünüşüne asla dayanamadım.
She always has a serious look on her face.
- Onun yüzünde her zaman ciddi bir görünüş var.
Tom had a bored, disinterested look on his face.
- Tom'un yüzünde bıkkın, ilgisiz bir görünüş vardı.
The Japanese are often criticized for being inward looking and insufficiently international in their outlook.
- Japonya görünüşte içe dönük ve yetersiz uluslararası yapıya sahip olduğundan dolayı sık sık eleştirilmektedir.
He seems like a softy on the surface, but at the core he's got an iron will that makes him an extremely tough negotiator.
- Dış görünüşte bir sümsük gibi görünüyor. Fakat özünde onu zorlu bir delege yapan sağlam bir iradesi var.
This problem seems to be easy on the surface, but it's really difficult.
- Bu sorun görünüşte kolay gibi görünüyor ama o gerçekten zor.
You shouldn't judge a person by his looks.
- Bir kişiyi görünüşüyle yargılamamalısın.
Tom cares a lot about the way he looks.
- Tom görünüş biçimini çok önemsiyor.
Women's faces are often more beautiful when they take their clothes off, for they then stop thinking about their external appearance.
- Kadınların yüzü giysilerini çıkardıklarında çoğunlukla daha güzeldir, zira onlar o zaman dış görünüşleri hakkında düşünmekten vazgeçerler.
No matter how we try, it is impossible to distinguish good people from bad people by outward appearances.
- Ne yaparsak yapalım, iyi insanları kötü insanlardan dış görünüşlerine bakarak ayırmak imkansızdır.
Is it possible to reproduce 70 copies of your report which appeared in the November issue of The Network and distribute them to our agents?
- The Network'ün kasım meselesinde görünen raporunun 70 kopyasını üretmek ve onları ajanlarımıza dağıtmak mümkün mü?
The girl appeared sick.
- Kız hasta görünüyordu.
It seems interesting to me.
- O bana ilginç görünüyor.
It seems to me that you are wrong.
- Bana öyle görünüyor ki sen hatalısın.
Seemingly impossible things sometimes happen.
- Görünüşte imkansız şeyler bazen olur.
The world is a place of seemingly infinite complexity.
- Dünya görünüşte sonsuz karmaşanın olduğu bir yer.
He does not seem to be very tired.
- O, çok yorgun görünmüyor.
Tom and Mary seem to be suited for each other.
- Tom ve Mary birbirleri için uygun görünüyorlar.
He seems like a softy on the surface, but at the core he's got an iron will that makes him an extremely tough negotiator.
- Dış görünüşte bir sümsük gibi görünüyor. Fakat özünde onu zorlu bir delege yapan sağlam bir iradesi var.