düşünülemez

listen to the pronunciation of düşünülemez
Турецкий язык - Английский Язык
unthinkable

She did the unthinkable. - O, düşünülemezi yaptı.

Productive thinking and creativity are unthinkable without imagination. - Üretken düşünce ve yaratıcılık; hayal gücü olmadan düşünülemez.

unimaginable

Life without books is unimaginable. - Kitapsız bir hayat düşünülemez.

In this day and age, life without electricity is unimaginable. - Bu çağda elektriksiz bir hayat düşünülemez.

düşün
{f} think

I think he is Mr Brown. - Onun Bay Brown olduğunu düşünüyorum.

I think it'll rain today. - Bugün yağmur yağacağını düşünüyorum.

düşün
think of

You can't expect me to always think of everything! - Her zaman her şeyi düşünmemi bekleyemezsin.

What do you think of the original plan? - Orijinal plan hakkında ne düşünüyorsun?

düşün
thought

Words express thoughts. - Kelimeler düşünceleri ifade eder.

Because of the bad weather, any thought of sight-seeing in the city was abandoned. - Kötü hava nedeniyle, şehir gezisi düşünceleri terk edildi.

düşün
ponder

Let's ponder that for a moment. - Onu bir an için düşünelim.

Tom was probably pondering something. - Tom galiba bir şeyler düşünüp duruyordu.

düşün
turn over
düşün
{f} pondering

Tom was probably pondering something. - Tom galiba bir şeyler düşünüp duruyordu.

düşün
{f} thinking

When you are constantly told no smoking, no smoking like that, you start thinking, maybe smoking really is a threat to public morals or something. - Sana sık sık sigara içme,o şekilde sigara içme deniliyorsa, düşünmeye başla, belki sigara içmek toplum ahlakına ya da bir şeye yönelik tehdittir.

Everyone listened and was very happy, thinking this wedding was both original and meaningful. - Herkes dinledi ve çok mutluydu, düğünün özgün ve anlamlı olduğunu düşündüler.

düşün
{f} picturing
düşün
cogitate
düşün
cast about
düşün
ponder of
düşün
contemplate

He contemplated their plan. - O onların planı üzerinde düşündü.

Do you believe that elephants can contemplate life after death? - Fillerin ölümden sonra hayat düşünebileceklerine inanıyor musunuz?

düşün
meditate

I'm trying to meditate. - Düşünmeye çalışıyorum.

Tom used to meditate every morning. - Tom her sabah düşünüp taşınırdı.

düşün
{f} deliberate

Do you think that was deliberate? - Onun kasıtlı olduğunu düşünüyor musun?

The jury deliberated for three days. - Jüri üç gün boyunca düşündü.

düşün
think up
aksi düşünülemez
the otherwise is unimaginable
aksi düşünülemez
the opposite is unimaginable
düşün
idea

Tom thought it would be a good idea to see a doctor. - Tom bir doktor görmenin iyi bir fikir olacağını düşündü.

We all consider your idea to be impractical. - Hepimiz senin fikrinin kullanışsız olduğunu düşünüyoruz.

düşün
concept
düşün
product of the mind
düşün
excogitate
düşün
considering

It is worthwhile considering what it is that makes people happy. - İnsanları mutlu eden şeyin ne olduğunu düşünmeye değer.

His suggestion is worth considering. - Onun önerisi düşünmeye değer.

düşün
considered

Tom considered his options. - Tom seçeneklerini düşündü.

Tom considered changing his job. - Tom işini değiştirmeyi düşündü.

düşün
thinkup
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение düşünülemez в Турецкий язык Турецкий язык словарь

düşün
Duyularla değil, zihnî olarak tasarlanan, biçim verilen, canlandırılan nesne veya olay, fikir, ide
düşünülemez
Избранное