O, evinin etrafında bir çit inşa etti.
- He built a fence around his house.
Onlar deprem için güvenli bir bina inşa etti.
- They built a safe building for earthquakes.
Evimin önünde yeni bir bina yapılıyor.
- A new building is being built in front of my house.
O uzun boylu ve yapılı bir adam.
- He is a tall and strongly built man.
O, üzerine ev inşa etmek amacıyla arsayı aldı.
- He bought the land for the purpose of building his house on it.
Onun planı o nehir üzerinde bir köprü inşa etmektir.
- His plan is to build a bridge over that river.
Bu sistemin dahili bir koruma devresi var.
- This system has a built-in protection circuit.
Laptopumda dahili bir kart okuyucu bulunuyor.
- My laptop has a built-in card reader.
Onlar deprem için güvenli bir bina inşa etti.
- They built a safe building for earthquakes.
Kulenin inşa edilmesinde yıllar harcandı.
- Many years have been spent in building the tower.
Onlar evi yapmak için altı ay harcadılar.
- They spent six months building the house.
Ama bütün resim bu değil. Tatoeba sadece açık, işbirlikçi, çok dilli cümleler sözlüğü değildir. O, yapmak istediğimiz bir ekosistemin parçasıdır.
- But that's not the whole picture. Tatoeba is not just an open, collaborative, multilingual dictionary of sentences. It's part of an ecosystem that we want to build.
O yürürken onun beyni yüzlerce harika şeyler planlamakla, yüzlerce hayaller kurmakla meşguldü.
- As he walked along, his brain was busy planning hundreds of wonderful things, building hundreds of castles in the air.
Yeni başkan ordu kurmak istiyor.
- The new president wants to build up the army.
Bir uygulama oluşturmamız gerekiyor.
- We need to build an app.
Renk koordinasyonu ile ilgili Kelly'nin raporunda sunulan bilginin alternatif bir teori oluşturmada faydalı olacağı anlaşilmaktadır.
- The information presented in Kelly's paper on color coordination is seen to be of use in building up an alternative theory.
Antenler tercihen binanın en yüksek kısmına yerleştirilmeli.
- Antennas should be placed on the highest part of the building, preferably.
Bina zaten yapım aşamasında.
- The building is already under construction.
Para spor salonunun yapımı için ayrılmıştır.
- The money was appropriated for building the gymnasium.
Renk koordinasyonu ile ilgili Kelly'nin raporunda sunulan bilginin alternatif bir teori oluşturmada faydalı olacağı anlaşilmaktadır.
- The information presented in Kelly's paper on color coordination is seen to be of use in building up an alternative theory.
İnsan zihnini ve insan davranışlarını inceleyen psikoloji gözlem ve deneylerle bilgi oluşturur.
- Psychology, which studies the human mind and human behavior, builds knowledge by observation and experiments.
Kelime haznemi geliştirmek istiyorum.
- I want to build up my vocabulary.
Onlar bir ev yapıyorlar.
- They are building a house.
Bu yapı erkekleri ve kadınları konaklayan kapsül bir oteldir.
- This building is a capsule hotel lodging men and women.
O, üzerine ev inşa etmek amacıyla arsayı aldı.
- He bought the land for the purpose of building his house on it.
Onun planı o nehir üzerinde bir köprü inşa etmektir.
- His plan is to build a bridge over that river.
Bu binaların müteahhiti bilinmiyor.
- The builder of those houses is unknown.
Bu şimdiye kadar ülkemizde inşa edilmiş en büyük tanker.
- This is the largest tanker that has ever been constructed in our country.
Kuzenim gibi inşaatçılar, sık sık şantiyeye ağır malzemeler taşımak zorundalar.
- Builders, like my cousin, often have to carry heavy materials to site.
Many cars now have 12V outlets built in to plug in a cellular phone charger.
Standing 6'8 and built like a tank, Adam was not a man to be messed with.
Rugby players are of sturdy build.
Wiktionary is a community-built online dictionary.
T---- is a blazing fast, composite built aircraft.
It will laxare animos, refresh the soul of man, to see fair-built cities, streets, theatres, temples, obelisks, etc.
A well-built teenage boy in a soiled black leather studded vest and black jeans was crouched in the far corner of the cellar, waiting for us.
The basics of a well-built garden.
An in-built advantage/problem.
... The platform has been built globally. ...
... for growth; that's not how America was built. ...