bir çok

listen to the pronunciation of bir çok
Турецкий язык - Английский Язык
quite a few
umpteen
a far
a lot of

Recently, there's been a lot of talk about distance education. - Son zamanlarda, uzaktan eğitim hakkında bir çok konuşma vardı.

We are thinking of a lot of solutions. - Bir çok çözümü düşünüyoruz.

many to one
birçok
a lot of

A lot of English words are derived from Latin. - Birçok İngilizce sözcük, Latince'den türemiştir.

She saw a lot of animals on the road. - Yolda birçok hayvan gördü.

birçok
many

Many nights did he spend, looking up at the stars. - O birçok geceyi yıldızlara bakarak geçirdi.

There are many beautiful parks in London. - Londra'da birçok güzel park vardır.

bir çok bakımdan
in many directions
bir çok kere
umpteen times
bir çok yere gönderilmek üzere yazılmış
encyclic
bir çok yere gönderilmek üzere yazılmış
encyclical
birçok
deuced
birçok
manifold
birçok
multiple

I can't imagine how much more colourless life would be without multiple languages. - Yaşamın birçok dil olmadan ne kadar fazla renksiz olacağını düşünemiyorum.

This book is written in multiple languages. - Bu kitap birçok dilde yazılmıştır.

birçok
lot

She saw a lot of animals on the road. - Yolda birçok hayvan gördü.

A lot of clients come to the lawyer for advice. - Birçok müşteri danışma için avukata gelirler.

birçok
a lot

A lot of clients come to the lawyer for advice. - Birçok müşteri danışma için avukata gelirler.

A lot of English words are derived from Latin. - Birçok İngilizce sözcük, Latince'den türemiştir.

birçok
a great deal of

Television has a great deal of influence on society. - Televizyonun toplum üzerine birçok etkisi vardır.

bir çok kez
more than once
birçok
numerous

There are numerous theories about the origin of life. - Hayatın kökeniyle ilgili birçok teori var.

I've done that numerous of times. - Onu birçok kez yaptım.

birçok
lots of

Lots of superstitions are still believed in. - Hâlâ birçok batıl inanca inanılıyor.

Tom is the kind of guy lots of people just don't like. - Tom birçok insanın hoşlanmadığı adam türüdür.

birçok
a good deal
birçok
a good

A good many people were there. - Birçok kişi oradaydı.

There were a good many candidates for the position. - Pozisyon için birçok iyi adaylar vardı.

birçok
(deyim) a hell of a lot
birçok
several

In Germany today, anti-violence rallies took place in several cities, including one near Hamburg where three Turks were killed in an arson attack on Monday. - Bugün Almanya'da, Pazartesi günü kundaklamada üç Türk'ün öldürüldüğü Hamburg'un yakınında bir yer de dahil birçok şehirde şiddet karşıtı mitingler gerçekleşti.

Several politicians exerted strong pressure on the committee. - Birçok siyasetçi komite üzerine güçlü bir baskı uygulamıştır.

birçok
a good deal of
birçok
quite a few

There were quite a few rotten apples in the basket. - Sepette birçok çürük elmalar vardı.

Quite a few Americans like sushi. - Birçok Amerikalılar suşi severler.

birçok
seventy
çok düzenli bir şekilde
in apple-pie order
birçok
a great deal

Television has a great deal of influence on society. - Televizyonun toplum üzerine birçok etkisi vardır.

On the one hand we suffered a heavy loss, but on the other hand we learned a great deal from the experience. - Bir taraftan ağır kayıplar verdik fakat diğer taraftan deneyimden birçok şey öğrendik.

birçok
various

This room is used for various purposes. - Bu oda birçok amaçla kullanılır.

She was mimicking the various people in our office. - O ofisteki birçok insanı taklit ediyordu.

birçok
any number of
birçok
many a
birçok
not a few

Not a few people live to be over eighty. - Birçok insan seksen yıldan fazla yaşamaz.

birçok
many of
birçok
the many

Despite the many tragedies she has had in life, she remains to have the pureness of her heart. - Hayatta yaşadığı birçok trajediye rağmen, o, kalbinin saflığına sahip olmayı sürdürüyor.

Flexibility is one of the many advantages of working from home. - Evde çalışmanın birçok yararından biri esnekliktir.

birçok
many one
birçok
with a lot
birçok
many other
birçok
lots

Lots of superstitions are still believed in. - Hâlâ birçok batıl inanca inanılıyor.

He has written lots of books about his experience abroad. - Yurtdışı deneyimleriyle ilgili birçok kitap yazdı.

iri ve çok mayhoş bir elma cinsi
A large and very tart apple genus
şahine çok benzeyen yırtıcı bir kuş
Falcon is very similar to a bird of prey
Allahı çok, insanı az bir yer
a deserted place
bir işi çok önemsemek
(Argo) doing it to death
bir şeye pek çok üzülmek
take something hard
bir şeye çok önem vermek
set great store on
birçok
a lot of, lots of; many, numerous; a lot of, lots of, a good deal (of), a great deal (of)
birçok
many, a lot of: Birçok kişi geldi. A lot of people came
birçok
a good many

There were a good many candidates for the position. - Pozisyon için birçok iyi adaylar vardı.

A good many people were there. - Birçok kişi oradaydı.

birçok
umpteen
birçok
a good few
birçok
few

There were quite a few rotten apples in the basket. - Sepette birçok çürük elmalar vardı.

Quite a few people have two cars. - Birçok insanın iki arabası var.

imparatorluğa karşı olan çok ulusçu bir doktrin
Cobdenism
sarı çiçekli çok yıllık bir bitki
viper's grass
çok başarılı bir gün
field day
çok güzel bir geceydi
It's been a wonderful night
çok güçlü bir yumruk
haymaker
çok keyifli bir gün geçirdim teşekkür ederim
I enjoyed myself today thank you
çok olmak (bir yerde)
abound with
çok pahalı olmayan bir yer
Some place not too expensive
çok sert efsanevi bir taş
adamant
ıyi bir gün için çok teşekkür ederim
Thank you for a nice day
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение bir çok в Турецкий язык Турецкий язык словарь

Birçok
kaç
Birçok
(Osmanlı Dönemi) BECİR
Birçok
(Osmanlı Dönemi) BESÎ
Birçok
bir dolu
birçok
Oldukça çok, sayısı belirsiz, bir hayli, müteaddit
birçok
Oldukça çok, sayısı belirsiz, bir hayli, müteaddit: "Bu satırları, birçok mektuba biraz cevap olsun diye yazıyorum."- H. E. Adıvar
bir çok
Избранное