bevorstehend

listen to the pronunciation of bevorstehend
Немецкий Язык - Турецкий язык
eli kulağında
Английский Язык - Турецкий язык

Определение bevorstehend в Английский Язык Турецкий язык словарь

forthcoming
yakında çıkacak
approaching
{s} yaklaşan

Sana faydalı olmak amacıyla sana yaklaşan bir adam görürsen, hayatın için koşmalısın. - If you see a man approaching you with the obvious intention of doing you good, you should run for your life.

Yaklaşan insanların sesini duyabiliyorduk. - We could hear the sound of people approaching.

at hand
elde

Eldeki probleme odaklanmış kalmaya çalışalım. - Let's try to stay focused on the problem at hand.

Eldeki göreve odaklanın. - Focus on the task at hand.

forthcoming
{s} dost
approaching
(Spor) adımlama
at hand
yakın

Küresel bir kriz yakındır. - A global crisis is at hand.

Giriş sınavımız çok yakındı. - Our entrance examination was near at hand.

at hand
yanında
forthcoming
gelecek
forthcoming
yardımsever
approaching
{s} yakında olacak olan
at hand
hazır
at hand
el altında

Lütfen bu kitabı el altında tutun. - Please keep this book at hand.

Daima sözlüğünü el altında bulundur. - Always have your dictionary close at hand.

forthcoming
varış
forthcoming
(sıfat) önümüzdeki, gelecek, yaklaşan, hazır, çıkacak olan, cana yakın, dost, konuşkan, açık sözlü
forthcoming
{s} açık sözlü

Tom Mary ile ilgili ne olduğu hakkında çok açık sözlü değildi. - Tom wasn't very forthcoming about what happened with Mary.

Немецкий Язык - Английский Язык
forthcoming
being imminent
upcoming
at hand
impending
imminently
approaching
coming to come
being about to happen
future
to be in store
(kurz) bevorstehend
imminent
(kurz) bevorstehend
impending
(kurz) bevorstehend
pending