Çin'de başka bir arkadaşım var.
- I have another friend in China.
Bana başka bir kamera göster.
- Show me another camera.
Onu bir daha deneyeceğiz.
- We're going to give it another try.
Neden bunu bir daha denemiyoruz?
- Why don't we give this another try?
Bir kelime başka dilden ödünç alındığı zaman, sık sık aynı anlama sahip olarak başlar; ancak her iki dilde de sürekli kullanımı ile, şimdi ayrı kelimeler farklı çağrışımları artırabilir.
- When a word is borrowed from another language, it frequently begins by having the same meaning; but with continued use in both languages, the now separate words may accrete disparate connotations.
Bu tamamıyla farklı bir konu.
- That's a horse of another colour.
Otobüsler art arda ayrıldı.
- The buses left one after another.
Ayrıca başka bir nedeni vardı.
- There also was another reason.
Bu odayı sevmiyorum. Başka bir tane alabilir miyim?
- I don't like this room. May I have another one?
Lütfen bana başka bir tane daha gösterir misiniz?
- Would you please show me another one?
Sana bir tane daha alayım.
- Let me buy you another one.
Lütfen bana başka bir tane daha gösterin.
- Please show me another one.
Başka biri için yer var mı?
- Is there space for another person?
Başka biri oldum gibi hissediyorum.
- I feel like another person.
Ünlü yazar bir başka en çok satan kitabı oluşturdu.
- The famous author created another best-selling book.
On dakikalık bir başka yürüyüş bizi kıyıya getirdi.
- Another ten minutes' walk brought us to the shore.
Başkasını bulmalıyım.
- I have to find another one.
Başkası konuşuyorken sözünü kesme.
- Do not interrupt when another is speaking.
Her ev diğerine yakındır.
- Each house is near another.
O konuşurken çoğunlukla bir konudan diğerine atlar.
- He frequently jumps from one topic to another while he is talking.
Fadıl asla başka birisine zarar veremez.
- Fadil can never hurt another person.