Yaşlı Alman posta taşıyıcı hediye işaretli pakete dokunmak istemedi.
- The old German mail carrier did not want to touch the package marked gift.
Geminin bir işaretli listesi vardı.
- The ship had a marked list.
Şeytan boyalı olduğu kadar siyah değil.
- The devil is not so black as he is painted.
Ahırlar kırmızı boyalıdır, çünkü kırmızı boya ucuzdur.
- Barns are painted red because red paint is cheap.
Evin önü beyaz boyanmıştır.
- The front of the house is painted white.
Tom'un kapısı maviye boyanmış.
- Tom painted the door blue.
Tom bir cümleyi sarı bir fosforlu kalemle işaretledi.
- Tom marked a sentence with a yellow highlighter.
Cevap yanlış işaretlendi.
- The answer was marked wrong.
İki fikir arasındaki zıtlık çok belirgin.
- The contrast between the two ideas is very marked.
Onlar arasında belirgin bir fark var.
- There is a marked difference between them.