Uluslararası Konferansta gönüllü bir çevirmen olarak çalışıyor.
- She is working as a volunteer interpreter at the international conference.
Oda basın konferansının başlamasını bekleyen muhabirlerle tıka basa doluydu.
- The room was jam-packed with reporters waiting for the press conference to begin.
Tüm Dünya Zirve toplantısını izliyor.
- The whole world is watching the summit conference.
Önümüzdeki hafta bir toplantıya gideceğim.
- I'm going to a conference next week.