While employed at the bank, he taught economics at college.
- Bankada görevlendirildiğinde ,kolejde ekonomi öğretti.
He taught himself French.
- Kendisine Fransızca öğretti.
I will teach you to play chess.
- Sana satranç oynamayı öğreteceğim.
I know that you're a teacher.
- Sizin bir öğretmen olduğunuzu biliyorum.
This book is both interesting and instructive.
- Bu kitap hem ilginç hem de öğretici.
Not all of the books are instructive.
- Kitapların hepsi öğretici değil.
Your method of teaching English is absurd.
- Senin İngilizce öğretme yöntemin saçmadır.
I am very tired from teaching.
- Öğretmekten çok yoruldum.
Tom always stays at school as late as the teachers allow him to.
- Tom her zaman öğretmenler kendisine izin verdiği sürece geç saatlere kadar okulda kalır.
This is the school where she is teaching.
- Burası, onun öğretmenlik yaptığı okul.