We had good time, learning English.
- İngilizce öğrenerek iyi zaman geçirdik.
We're having a lot of fun learning French.
- Biz Fransızca öğrenerek çok eğleniyoruz.
Learning to ride a unicycle sounds exciting.
It's difficult to learn a foreign language.
- Yabancı dil öğrenmek zordur.
I am learning Japanese to play mahjong in Japan.
- Japoncayı Japonya'da mahjong oynamak için öğreniyorum.
That didn't happen when I was learning Esperanto.
- O Esparanto öğrenirken olmadı.
I am learning a little English.
- Ben biraz İngilizce öğreniyorum.
Finally we have learned the truth.
- Sonunda,gerçeği öğrendik.
At the age of six he had learned to use the typewriter and told the teacher that he did not need to learn to write by hand.
- Altı yaşında o, daktiloyu kullanmayı öğrendi ve öğretmenine el ile yazmayı öğrenmesine gerek kalmadığını söyledi.
Tom learnt from Mr Ogawa that many people have scorn for the nouveau riche.
- Tom birçok insanın sonradan görme insanları küçümsediğini Bay Ogawa'dan öğrendi.
I learnt nothing from the teacher.
- Öğretmenden hiçbir şey öğrenmedim.