I felt drawn toward her.
- Kendimi ona doğru çekilmiş hissettim.
Cops came with guns drawn, as I was talking to the owner on the phone.
- Ben telefonda mal sahibi ile konuşuyorken Polis çekilmiş silahları ile geldi.
Do you want fresh ground pepper on your salad?
- Salatanda taze çekilmiş karabiber istiyor musun?
She opened her purse and took out her chequebook.
- Cüzdanını açtı ve çek defterini çıkardı.
Someone stole my wallet. I no longer have a cheque book or a credit card.
- Birisi benim cüzdanımı çaldı. Artık bir çek defterim ya da bir kredi kartım yok.
He pulled his son by the ear.
- O, oğlunun kulağını çekti.
I need a tool for pulling weeds in my garden.
- Benim bahçemdeki yabani otları çekmek için bir alete ihtiyacım var.
Tom's new shirt shrunk when he washed it and now it doesn't fit.
- Tom yeni gömleğini yıkadığında çekti ve şimdi uymuyor.
My jeans have shrunk.
- Kot pantolonum çekti.
He used to suffer from stomach aches.
- O, mide ağrılarından dolayı acı çekerdi.
He used to suffer from severe nasal congestion.
- O şiddetli burun tıkanıklığından dolayı acı çekti.
Madonna's concert drew a large audience.
- Madonna'nın konseri büyük bir dinleyici çekti.
The card you drew was a red, wasn't it?
- Çektiğin kart bir kırmızıydı, değil mi?
Roll up your right sleeve.
- Sağ elbise kolunu yukarı çek.
His niece is attractive and mature for her age.
- Onun kız yeğeni çekici ve yaşına göre olgundur.
Jon is far more attractive than Tom.
- Jon, Tom'dan çok daha çekicidir.
Stop yanking my hair, it hurts!
- Saçımı çekmeyi durdur, acıyor!
Tom gave the rope a yank.
- Tom halata ani bir çekiş verdi.
In that language, adjectives and nouns are inflected for gender.
- O dilde, sıfatlar ve isimler cinsiyete göre çekilir.
I want to buy a Czech sweater.
- Çek kazağı satın almak istiyorum.
Such languages as Russian, Polish, Czech and Bulgarian have common Slavic roots.
- Rusya, Polonya, Çek ve Bulgaristan'ın ortak Slav kökleri var.
The bank will cash your fifty dollar check.
- Banka 50 dolarlık çekini nakite çevirecek.
I will pay for it by check.
- Ben onu çek ile ödeyeceğim.
Tom was lured into a trap.
- Tom bir tuzağa çekildi.
The music lured everyone.
- Müzik herkesin ilgisini çekti.