Hayatımın kalanını geçireceğim gelecekle çok ilgiliyim.
- Ich interessiere mich sehr für die Zukunft, denn ich werde den Rest meines Lebens in ihr verbringen.
Geleceğin meslekleri üretimde değil.
- Die jobs der Zukunft entsteht nicht in der produktion
Geleceğin meslekleri üretimde değil.
- Die jobs der Zukunft entsteht nicht in der produktion
Hayallerinin olması, mutlu bir geleceğin bir ön ṣartıdır.
- Träume zu haben ist eine Voraussetzung für eine glückliche Zukunft.
Yakın bir gelecekteki senin ziyaretini gerçekten dört gözle bekliyorum.
- I really look forward to your visit in the near future.
Geçmiş sadece bilinir, değişmez. Gelecek ise sadece değişir, bilinmez.
- The past can only be known, not changed. The future can only be changed, not known.
Ben müstakbel karımı görüyorum.
- I see my future wife.
Basit gelecek zaman denilen şey İngilizce sınavında kabul edilse bile, o mevcut değildir.
- It is even becoming accepted even in exam-English that that called simple future tense does not exist.
Please take more care in the future.
- Sei in Zukunft bitte vorsichtiger.
My interest is in the future because I'm going to spend the rest of my life there.
- Mein Interesse gilt der Zukunft, denn in ihr werde ich den Rest meines Lebens verbringen.