I haven't visited the headquarters of Twitter.
- Twitter'ın genel merkezini ziyaret etmedim.
Visitors to that town increase in number year by year.
- Kasabayı ziyaret edenler yıldan yıla artıyor.
Sami arrived for his visitation day.
- Sami ziyaret günü için geldi.
During his stay in London, he is going to visit his cousin.
- Londra'da kaldığı sırada kuzenini ziyaret edecek.
While she was staying in Japan, she often visited Kyoto.
- O, Japonya'da kalıyorken sık sık Kyoto'yu ziyaret etti.
The new museum is worth visiting.
- Yeni müze ziyaret etmeye değer.
Switzerland is a very beautiful country and well worth visiting.
- İsviçre, çok güzel bir ülkedir ve ziyaret edilmeye değerdir.
He sometimes visits me.
- Beni bazen ziyaret eder.
She visits us every other day.
- O, gün aşırı bizi ziyaret eder.
I call on him sometimes.
- Ben bazen onu ziyaret ederim.
How come you call on us so late at night?
- Nasıl olur da gece öyle geç saatte bizi ziyaret edersin?