We had unexpected visitors.
- Beklenmedik ziyaretçilerimiz vardı.
We had some visitors yesterday.
- Dün bazı ziyaretçilerimiz vardı.
The President of France visited Okinawa.
- Fransa Başkanı, Okinawa'yı ziyaret etti.
Visitors to that town increase in number year by year.
- Kasabayı ziyaret edenler yıldan yıla artıyor.
He looks forward to having 200 visitors.
- O, 200 ziyaretçinin gelmesini bekliyor.
I had no visitors today.
- Bugün hiç ziyaretçim yoktu.
Sami arrived for his visitation day.
- Sami ziyaret günü için geldi.
While she was staying in Japan, she often visited Kyoto.
- O, Japonya'da kalıyorken sık sık Kyoto'yu ziyaret etti.
During his stay in London, he is going to visit his cousin.
- Londra'da kaldığı sırada kuzenini ziyaret edecek.
I remember Fred visiting Kyoto with his mother.
- Fred'in annesiyle birlikte Kyoto'u ziyaret edişini hatırlıyorum.
I don't like visiting big cities.
- Büyük şehirleri ziyaret etmekten hoşlanmam.
He sometimes visits me.
- Beni bazen ziyaret eder.
Susie sometimes visits her father's office.
- Susie bazen babasının ofisini ziyaret eder.
How come you call on us so late at night?
- Nasıl olur da gece öyle geç saatte bizi ziyaret edersin?
We must avoid calling on others without an appointment.
- Biz, randevusuz başkalarını ziyaret etmekten kaçınmalıyız.