She is busy preparing for the trip.
- O yolculuk için hazırlanmakla meşgul.
She is contemplating a trip.
- O bir yolculuk düşünüyor.
I'm travelling alone.
- Yalnız yolculuk ediyorum.
Time travel is possible.
- Zamanda yolculuk mümkündür.
I wish you a pleasant voyage.
- Sana hoş bir yolculuk diliyorum.
The long voyage was a trial for us.
- Uzun yolculuk bizim için çok zahmetli geçti.
Travelling is easy these days.
- Yolculuk etmek bugünlerde kolaydır.
I'm travelling alone.
- Yalnız yolculuk ediyorum.
He made a journey to Paris.
- O, Paris'e bir yolculuk yaptı.
The journey has just begun.
- Yolculuk henüz başladı.
Congratulations! You just won a free cruise to the Bahamas!
- Tebrik ederiz! Bahamalar'a ücretsiz yolculuk kazandınız!
Do you like to travel by yourself?
- Tek başına yolculuk etmekten hoşlanır mısın?
Traveling by boat is a lot of fun, isn't it?
- Gemiyle yolculuk etmek çok eğlenceli, değil mi?
Do you like to travel by yourself?
- Tek başına yolculuk etmekten hoşlanır mısın?
We've been traveling for three days.
- Üç gündür yolculuk yapmaktayız.
I want to travel with you.
- Seninle yolculuk etmek istiyorum.
Tom doesn't want to travel alone.
- Tom yalnız başına yolculuk etmek istemiyor.
Bu gemi okyanus yolculuğu için uygun değil.
- Bu gemi okyanuslarda yolculuk yapmak için uygun değil.
Gemiyle yolculuk yapmayı seviyorum.
- Gemiyle yolculuk yapmayı severim.