A thief broke into the house while we were away.
- Biz yokken eve hırsız girmiş.
He had no choice but to run away.
- Onun kaçmaktan başka seçeneği yoktu.
Tails are absent in some cats.
- Bazı kedilerde kuyruklar yok.
Why did you absent yourself from class yesterday?
- Dün niçin sınıfta yoktun?
There was nothing but an old chair in the room.
- Odada eski bir sandalyeden başka bir şey yoktu.
I've got nothing to say to him.
- Ona söyleyecek hiçbir şeyim yok.
That's none of your business.
- Sizinle bir ilgisi yok.
I wanted some salt, but there was none in the jar.
- Biraz tuz istedim fakat kavanozda hiç yoktu.
Hold your tongue, or you'll be killed.
- Dilini tut, yoksa öldürüleceksin.
Stand where you are or I'll kill you.
- Olduğun yerde kal yoksa seni öldürürüm.
She is lacking in common sense.
- O, sağduyudan yoksundur.
He is lacking in common sense.
- O, sağduyudan yoksundur.
Hiç paraları yok.
Does she speak English, French or German?
- O İngilizce mi, Fransızca mı yoksa Almanca mı konuşuyor?
Mary has nobody to talk with, but she doesn't feel lonely.
- Mary'nin konuşacak hiç kimsesi yok fakat o kendini yalnız hissetmiyor.