I can't do it for want of money.
- Para yokluğundan dolayı onu yapamam.
He had no choice but to run away.
- Onun kaçmaktan başka seçeneği yoktu.
The boss asked Mr Brown to take charge of the office while she was away.
- Patron, Bay Brown'dan kendisi yokken işyerinin sorumluluğunu almasını istedi.
Why did you absent yourself from class yesterday?
- Dün niçin sınıfta yoktun?
He was absent owing to illness.
- O, hastalık nedeniyle yoktu.
I've got nothing to say to him.
- Ona söyleyecek hiçbir şeyim yok.
I am not allergic to penicillin.
- Penisiline alerjim yok.
I wanted some salt, but there was none in the jar.
- Biraz tuz istedim fakat kavanozda hiç yoktu.
That's none of your business.
- Sizinle bir ilgisi yok.
Stand where you are or I'll kill you.
- Olduğun yerde kal yoksa seni öldürürüm.
Tom had no idea that Mary was a serial killer.
- Tom'un Mary'nin bir seri katil olduğuna dair hiçbir fikri yoktu.
She is lacking in common sense.
- O, sağduyudan yoksundur.
He is lacking in common sense.
- O, sağduyudan yoksundur.
Hiç paraları yok.
Why doesn't the list of languages include Maltese?
- Diller listesinde neden Malta dili yok?
Does she speak English, French or German?
- O İngilizce mi, Fransızca mı yoksa Almanca mı konuşuyor?