Nevertheless, I want to go there.
- Yine de oraya gitmek istiyorum.
It's just five in the morning, but nevertheless it is light out.
- Henüz sabahın beşiydi ama yine de aydınlıktı.
Shit, once again I missed the train!
- Kahretsin, yine treni kaçırdım.
Tom is back at the house, catching up on his sleep.
- Tom yine evde, uykusunu tamamlıyor.
Tom is back to normal.
- Tom yine normale döndü.
Once more, the fundamentalist ideologies oppose to the great historical advances.
- Yine, köktenci ideolojiler büyük tarihsel ilerlemelere karşı çıkarlar.
Sami was repeating that over and over.
- Sami onu tekrar tekrar yineliyordu.
Still, the war was not over.
- Yine de, savaş bitmedi.
I tried my best, only to fail again.
- Elimden geleni yaptım, yine de başarısız oldum.
Hanako has forgotten her umbrella again.
- Hanako yine şemsiyesini unuttu.
I doubt that Tom would help, but you should still ask him.
- Tom'un yardımcı olacağından kuşkuluyum, ama yine de ona sormalısınız.
Rick and Carol broke up two months ago, but he's still carrying a torch for her.
- Rick ve Carol, iki ay önce ayrıldılar ama yine de o onu karşılıksız seviyor.
Even so ... she didn't have to slap me!
- Yine de... bana tokat atmak zorunda değildi!
Tom did the best he could, but he still wasn't able to pass the course.
- Tom elinden geleni yaptı, ama yine de dersleri geçemedi.
Tom and Mary argue a lot, but they still get along quite well together.
- Tom ve Mary çok tartışırlar ama yine de birlikte oldukça iyi geçinirler.
Nevertheless, I'm extremely proud.
- Yine de ben son derece gurur duyuyorum.
It is nevertheless a good sentence.
- O yine de iyi bir cümle.
I can't, however, agree with your opinion.
- Yine de, fikrine katılamıyorum.
However, I ask you not to make the same mistakes that I did.
- Yine de, senden benim yapmış olduğum hatalara düşmemeni rica ediyorum.
People in general are against the new law.
- İnsanlar genellikle yeni yasaya karşı.
In general, people were against the consumption tax.
- Genellikle insanlar tüketim vergisine karşıdırlar.
You may not believe it, but it is nonetheless true.
- Sen buna inanmayabilirsin, ama yine de doğru.
Though he was poor, he was nonetheless happy.
- Fakir olmasına rağmen, o yine de mutluydu.
We have yet to learn the truth.
- Yine de gerçeği öğrenmek zorundayız.
At present, consensus has yet to be reached.
- Şu anda, yine de görüş birliğine varılmalı.
You can probably guess what happens though.
- Yine de büyük olasılıkla ne olacağını tahmin edebilirsin.
Though he was poor, he was nonetheless happy.
- Fakir olmasına rağmen, o yine de mutluydu.
It might rain, but I'm going anyhow.
- Yağmur yağabilir ama yine de gidiyorum.
That has been my experience anyhow.
- O yine de benim tecrübemdi,
I cannot go to the party, but thank you for inviting me all the same.
- Partiye gidemem, yine de beni davet ettiğin için teşekkür ederim.
He is rude, but I love him all the same.
- O kaba fakat yine de onu severim.
At any rate, I can go out when it stops raining.
- Yine de, yağmur durduğunda dışarı çıkabilirim.
Who knows, maybe Christmas in Boston won't be so bad after all.
- Kim bilir, belki Boston'daki noel yine de o kadar da kötü olmayacaktır.
Peter didn't come after all.
- Peter yine de gelmedi.
It's just five in the morning, but nevertheless it is light out.
- Henüz sabahın beşiydi ama yine de aydınlıktı.
Our trip was long, difficult and dangerous. We're just happy to be back home in one piece.
- Yolculuğumuz; uzun, çetin ve tehlikeliydi. Yine de evlerimize sağ salim döndüğümüz için mutluyuz.
Gilbert is late yet again.
- Gilbert gene geç kaldı.
Tom isn't up yet. He usually stays in bed until 7:30.
- Tom henüz kalkmadı. O genellikle 7.30'a kadar yatakta kalır.
My wife has faults. None the less, I love her.
- Karımın hataları var. Yine de, ben onu seviyorum.
We objected, but she went out anyway.
- Biz itiraz ettik ama o yine de dışarı gitti.
Tom didn't like it, but he bought it anyway.
- Tom ondan hoşlanmadı ama yine de onu satın aldı.
Kistik fibrozis, kalıtsal bir hastalıktır.
- Cystic fibrosis is a genetic disease.
Bu hayvanın, bazı kalıtsal sorunları varmış gibi görünüyor.
- There seems to be some genetic problem with this animal.
İşçi sendikaları hükümeti genel grevle tehdit etmekteydi.
- The labor unions had been threatening the government with a general strike.
Genelde, İngiltere'de iklim yumuşaktır.
- Generally speaking, the climate in England is mild.