This meal is adequate for two.
- Bu yemek iki kişi için yeterlidir.
The pay is not adequate for a family of six.
- Maaş altı kişilik bir aile için yeterli değildir.
Being careful and diligent is necessary, but not sufficient for passing this course.
- Dikkatli ve çalışkan olmak gereklidir, fakat bu kursu geçmek için yeterli değildir.
My explanation was not sufficient.
- Açıklamam yeterli değildi.
Is ten thousand yen enough?
- On bin yen yeterli mi?
There was food enough for us all.
- Hepimiz için yeterli yiyecek vardı.
If you want your workers to be happy, you need to pay them a decent wage.
- Çalışanlarınızın mutlu olmasını istiyorsanız, onlara yeterli bir ücret ödemelisiniz.
Tom has a very decent salary.
- Tom'un çok yeterli maaşı var.
If he's proficient in English, I'll hire him.
- İngilizcede yeterliyse, onu işe alırım.
She is proficient in both Spanish and Italian.
- O hem İspanyolcada hem de İtalyancada yeterli.
I'll go to Paris when I have enough money.
- Yeterli param olduğunda Paris'e gideceğim.
In many parts of the world, there is not enough food to meet everyone's needs.
- Dünyanın pek çok yerinde, herkesin ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli yiyecek yoktur.
I am not feeling quite up to par.
- Oldukça yeterli olduğumu hissetmiyorum.
I ought to have enough money saved up to buy a car by Christmas.
- Noele kadar bir araba almak için yeterli para biriktirmeliydim.
Ten million yen will be ample for the project.
- On milyon yen proje için yeterli olacaktır.
I'm not questioning your competence.
- Ben senin yeterliliğini sorgulamıyorum.
I'm working like crazy to make sure I have enough time.
- Yeterli zamanım olduğundan emin olmak için deli gibi çalışıyorum.
He is not equal to the task.
- O, görev için yeterli değildir.