I like the fatty steaks here.
- Buradaki yağlı biftekleri seviyorum.
I don't like fatty foods.
- Yağlı yiyecekleri sevmiyorum.
I didn't eat all the fries because they were too oily.
- Çok yağlı oldukları için tüm kızartmaları yemedim.
Tom hid the gun under a bunch of oily rags in his garage.
- Tom silahını garajdaki bir demet yağlı paçavranın altına sakladı.
You shouldn't eat fatty foods.
- Yağlı yiyecekler yememelisin.
Does your diet have too much fat?
- Diyetin çok fazla yağlı mıdır?
What is that greasy stuff on your shirt?
- Gömleğindeki o yağlı şey nedir?
I came home very tired and with greasy clothes.
- Eve yağlı elbiselerle çok yorgun olarak geldim.
Give me the metal bucket with the oil in it.
- Bana içinde yağ olan metal kovayı ver.
I bought a bottle of salad oil.
- Bir şişe salata yağı aldım.
The body converts extra calories into fat.
- Vücut ekstra kaloriyi yağa dönüştürür.
This is a rather fatty cut of meat.
- Bu oldukça yağlı bir et parçası.
The machine was clogged with grease.
- Makine, yağdan tıkanmış.
Who created this oil painting?
- Bu yağlı boyayı kim yarattı?
This oil painting dates from the 17th century.
- Bu yağlı boya tablo 17. yüzyıldan kalma.
Flattery won't get you anything.
- Yağcılık sana hiçbir şey getirmeyecek.
Imitation is the sincerest form of flattery.
- Taklit en samimi yağcılık biçimidir.
I didn't eat all the fries because they were too oily.
- Çok yağlı oldukları için tüm kızartmaları yemedim.
I hate when my hands get too oily and messy.
- Ellerim çok yağlı ve pis olduğunda nefret ederim.