Hayat bana şu üç kelimeyi öğretti: Hayat devam ediyor.
- Das Leben lehrte mich drei Worte: Das Leben geht weiter.
Her yeni gün hayatın yeni başlangıcı olmalı. Kafayı kaldır! Önüne bak! Hayat devam ediyor çünkü her yaşam sonsuzluğun başlangıcıdır .
- Jeder Tag sollte der Anfang eines neuen Lebens sein. Kopf hoch! Schau nach vorne! Das Leben geht weiter, denn jedes Leben ist der Anfang einer Ewigkeit.
Bütün duvar boyunca karalamalar vardı.
- There were scribbles all along the wall.
Amcamın cadde boyunca bir mağazası var.
- My uncle has a store along the street.
Kamerayı yanına almayı unutma.
- Don't forget to take along the camera.
Tom'u kim buraya davet etti?
- Who invited Tom along?
Köpeğimi yanımda getireceğim böylece onunla tanışabilirsin. Ne! Buraya hayvan getirmeye yeltenme!
- I'll bring my dog along, so you can meet him. What?! Don't you dare bring that animal here!
Kalabalık ile birlikte gidin.
- Go along with the crowd.
Eğer istiyorsan bizimle birlikte gelebilirsin.
- Come along with us if you like.
Arkadaşını yanında getir.
- Bring along your friend.
Yanında okuyacak bir şey getir.
- Bring along something to read.
Tokyo'nun yanı sıra Osaka bir ticaret merkezidir.
- Along with Tokyo, Osaka is a center of commerce.
They don't realize that they're being used as pawns to obtain a wider political objective.
- Sie machen sich nicht bewusst, dass sie als Bauern geopfert werden sollen, um ein weiterreichendes politisches Ziel zu erlangen.
My horizons are broader than your pupils after cannabis consumption!
- Mein Horizont ist weiter als deine Pupillen nach dem Cannabiskonsum!
I am fond of soccer, rugby, football, and so on.
- Ich mag Fußball, Rugby, Football und so weiter.
She brought apples, oranges, and so on.
- Sie hat Äpfel, Orangen und so weiter mitgebracht.