Tom Mary'yi düşünerek uykusuz bir gece geçirdi.
- Tom spent a sleepless night thinking of Mary.
Sen uykusuzluk çekiyor musun?
- Do you suffer from sleeplessness?
Bir fincan koyu kahve olmadan uyanmak zordur.
- It is hard to wake up without a strong cup of coffee.
Senin uyanmak için en sevdiğin müzik türü hangisi?
- What's your favorite kind of music to wake up to?
Amacım Tom'u uyandırmak değildi.
- I didn't mean to wake Tom up.
Komşularımı uyandırmak istemiyorum.
- I don't want to wake my neighbors.
Bebek uyanmasın diye parmak ucumda yürüdüm.
- I walked on tiptoes so as not to wake the baby.
Uyumaya git, Tom. Yarın sabah erken uyanmalısın.
- Go to sleep, Tom. You need to wake up early tomorrow morning.
Koyu bir fincan kahve uyanık kalmama yardım eder.
- A strong cup of coffee helps me wake up.
Sessiz ol, yoksa bebek uyanacak.
- Be quiet, or the baby will wake up.
Lütfen altıda beni uyandır.
- Please wake me at six.
How long I slept I cannot tell, for I had nothing to guide me to the time, but woke at length, and found myself still in darkness.