Tom açlıktan ölmek istemiyordu.
- Tom didn't want to starve.
Açlıktan ölmek zorunda değiliz.
- We don't have to starve.
Onun emrinde çalışmaktansa açlıktan ölmeyi tercih ederim.
- I would rather starve than work under him.
Kıtlıktan dolayı sığır açlıktan öldü.
- Because of the famine, the cattle starved to death.
In rich countries, few people starve.
- In reichen Ländern verhungern wenige Menschen.
Do you know how many people in the world starve to death every year?
- Weißt du, wie viele Menschen auf der Welt jährlich verhungern?