Onunla tanışıncaya kadar, o, bilgiyi bilmiyordu.
- She didn't know the information till she met him.
O, sabahtan akşama kadar çalıştı.
- He worked from morning till night.
Bir ebeveynin sevgisini kendimiz ebeveynler oluncaya kadar asla bilmeyiz.
- We never know the love of a parent till we become parents ourselves.
Sınavda başarısız oluncaya kadar tembelliğinden pişman olmadı.
- He did not repent of his idleness till he failed in the examination.
Ben gelinceye kadar onun beklemesini iste.
- Ask her to wait till I come.
Sadece ben gelinceye kadar pozisyonunu bozma.
- Just hold your position till I arrive.
Dükkân ne zamana kadar açık?
- When is the store open till?
Sadece o zamana kadar beklemek zorunda kalacağız.
- We'll just have to wait till then.
... They have a responsibility to do unto others as you'd want ...
... find out is Jane is a family tree unto herself. She is her own mother, her own father, her ...