Onun asla cesareti eksik değil.
- He is by no means wanting in courage.
Sonuç asla tatmin edici değildi.
- The result was by no means satisfactory.
O, kesinlikle gelmez.
- He will by no means come.
Çeviri kesinlikle kolay değil.
- Translation is by no means easy.
Onun açıklaması hiçbir şekilde tatmin edici değil.
- Her explanation is by no means satisfactory.
Nic hiçbir şekilde ödülden memnun değil.
- Nick is by no means satisfied with the reward.
Nic hiçbir şekilde ödülden memnun değil.
- Nick is by no means satisfied with the reward.
Onun açıklaması hiçbir şekilde tatmin edici değil.
- Her explanation is by no means satisfactory.