Emily ile beraber gitmek istiyorum.
- I want to go together with Emily.
Baba oğlu ile birlikte, ne kadar rahat!
- The father is together with his son, how cozy it is!
Film izlemek için sinemaya gitmezsiniz. Daha ziyade, iki yüz kişi ile birlikte gülmek ve ağlamak için sinemaya gidersiniz.
- You don't just go to the cinema to watch films. Rather, you go to the cinema in order to laugh and cry together with two hundred people.
Bazı mobilyalar tutkal ile monte edilir.
- Some furniture is put together with glue.
Tom geçen yaz Mary ile ilşkiyi bitirdi fakat şimdi o onunla yeniden beraber olmak istiyor.
- Tom broke up with Mary last summer, but now he wants to get back together with her.
Onun bordür boyunca yürüdüğünü gördüm.
- I saw her walking along the kerb.
Bütün duvar boyunca karalamalar vardı.
- There were scribbles all along the wall.
Kamerayı yanına almayı unutma.
- Don't forget to take along the camera.
Tom'u kim buraya davet etti?
- Who invited Tom along?
Köpeğimi yanımda getireceğim böylece onunla tanışabilirsin. Ne! Buraya hayvan getirmeye yeltenme!
- I'll bring my dog along, so you can meet him. What?! Don't you dare bring that animal here!
Kalabalık ile birlikte gidin.
- Go along with the crowd.
Tom ve Mary çok tartışırlar ama yine de birlikte oldukça iyi geçinirler.
- Tom and Mary argue a lot, but they still get along quite well together.
Tom'a Mary'yi yanında getirmesini söyle.
- Tell Tom to bring Mary along.
Yanında okuyacak bir şey getir.
- Bring along something to read.
Tokyo'nun yanı sıra Osaka bir ticaret merkezidir.
- Along with Tokyo, Osaka is a center of commerce.
... our troops have moved to a support role together with our allies ...
... they grouped it together with a bunch ...