to offer to a court or legislature for consideration

listen to the pronunciation of to offer to a court or legislature for consideration
Английский Язык - Турецкий язык

Определение to offer to a court or legislature for consideration в Английский Язык Турецкий язык словарь

present
{i} mevcut

Kabinenin her üyesi mevcuttu. - Every member of the cabinet was present.

Bütün öğrenciler mevcut değiller. - Not all those students are present.

present
{i} şu an

Şu andaki hükümetin çok sayıda problemleri var. - The present government has many problems.

Şu andaki eğitim sisteminde hangi eksikliği bulabilirsin? - What defect can you find in the present system of education?

present
{i} hediye, armağan
present
{s} şimdiki

Zamana bağlı bir toplumda zaman lineer olarak görülür-yani geçmişten şimdiki zamana ve geleceğe doğru uzanan düz bir çizgi olarak. - In a time-bound society time is seen as linear- in other words as a straight line extending from the past, through the present, to the future.

Geçmişte değil, şimdiki zamanda yaşamalısın. - You must live in the present, not in the past.

present
{s} halihazırdaki
present
bergüzar
present
gün

Ona doğum günü için bir hediye vermek istiyorum. - I would like to give him a present for his birthday.

Mary'ye iyi bir doğum günü hediyesi seçtik. - We chose Mary a good birthday present.

present
{i} belge
present
tanıtmak
present
sahnede göstermek
present
{i} şimdiki zaman

Zamana bağlı bir toplumda zaman lineer olarak görülür-yani geçmişten şimdiki zamana ve geleceğe doğru uzanan düz bir çizgi olarak. - In a time-bound society time is seen as linear- in other words as a straight line extending from the past, through the present, to the future.

Şimdiki zaman gibi zaman yok. - There's no time like the present.

present
{s} adı geçen
present
(fiil) sunmak, sahneye koymak, vermek, bulunmak (iltifat), tanıtmak, takdim etmek, ortaya koymak, ileri sürmek, aday göstermek, arzetmek, çıkarmak, ibraz etmek, nişan almak, doğrultmak (silah), doğrultmak, sahnelemek
present
{f} takdim etmek
present
takdim etme
present
şu anki

Senin şu anki sorunun her zaman aklımda. - Your present trouble is on my mind all the time.

Tom şu anki maaşından memnun değil. - Tom isn't content with his present salary.

present
bugünkü

Tom bugünkü toplantıda hazır olacak. - Tom is going to be present at today's meeting.

Bugünkü dünya rahat yaşamını petrole borçludur. - The present world owes its convenient life to petroleum.

present
{s} bulunan, hazır, mevcut: the animals present in this region bu bölgede bulunan
Английский Язык - Английский Язык
present
to offer to a court or legislature for consideration

    Расстановка переносов

    to of·fer to a Court or leg·is·la·ture for con·sid·e·ra·tion

    Турецкое произношение

    tı ôfır tı ı kôrt ır lecısleyçır fôr kınsîdıreyşın

    Произношение

    /tə ˈôfər tə ə ˈkôrt ər ˈleʤəsˌlāʧər ˈfôr kənˌsədərˈāsʜən/ /tə ˈɔːfɜr tə ə ˈkɔːrt ɜr ˈlɛʤəsˌleɪʧɜr ˈfɔːr kənˌsɪdɜrˈeɪʃən/
Избранное