Hemen geri gelmek zorundaydık çünkü okul başlamak üzereydi.
- We had to come back soon because school was about to start.
Geri gelmek istersen, anlarım.
- If you want to come back, I'll understand.
Çağımıza geri dönmek için ne yapmalıyız?
- In order to return to our era, what should we do?
Başkan Washington'a dönmek zorunda kaldı.
- The president was forced to return to Washington.
Boston'a dönmek istiyoruz.
- We want to come back to Boston.
Ofisime geri dönmek istiyor musun?
- Do you want to come back to my office?
Dün yeşil bir kanepe aldım, ama kapıdan sığdıramadım, bu yüzden geri iade etmek zorunda kaldım.
- I bought a green couch yesterday, but I couldn't fit it through the door, so I had to return it.
Ah! Tekrar unuttum! Bugün bir kitabı iade etmek için kütüphaneye gitmem gerekiyordu.
- Ah! I forgot again! I was supposed to go to the library to return a book today!
Dick, saat üçe kadar geri gelmek için söz verdi.
- Dick promised to come back by three o'clock.
O,yakında geri gelmek için bana söz verdi.
- He gave me a promise to come back soon.
Bir daha asla buraya geri dönmek istemiyorum.
- I don't want to come back here ever again.
Geri dönmek zorunda kalacağız.
- We'll have to come back.
O onun aşkını geri çevirmedi.
- He did not return her love.
Onun öğle yemeğinden önce geri gelmesini bekliyorum.
- I expect her to come back before lunch.
Kısa sürede geri gelmen şartıyla dışarı çıkabilirsin.
- You may go out as long as you come back soon.
But he never knew that it really was his own Bunny, come back to look at the child who had first helped him to be Real.
... OBAMA: Governor… ROMNEY: Let me come back and ' and answer ...
... independence within eight years, you're going to see manufacturing jobs come back. ...